Arama Sonuçları..

Toplam 76 kayıt bulundu.

Neden Katılmalısınız?

  > Yaşam Bilimleri ve biyoteknoloji alanında son derece geniş bir spektrumda faaliyet yürüten binlerce profesyonel ile buluşma noktası... > Biyoteknoloji endüstrisinden lider ürün ve hizmet markaları, firmaları...> İnovatif teknolojiler...> Sektör uzmanları ve profesyonelleri için mesleki network ortamı... > Yaşam Bilimleri, biyoteknoloji, analiz ve laboratuvar uzmanları ile etkileşim... > Konferanslar, teknik sunumlar, bilgi paylaşımı etkinlikleri... > Network... Biotecnica sadece bir fuar ve sergi olarak düzenlenmiyor. Yaşam Bilimleri alanlarında geniş bir hinterlanda yayılan uzman ve profesyonellerin “bilgi ağı” ve meslek platformu olarak fuara odaklanıyor. Sergilenecek ürün ve hizmetlerin, standlarda sunulacak teknolojilerin yanısıra, fuar süresince yürütülecek konferans, toplantı ve teknik sunum ortamları, biyoteknoloji uzmanlarını ve tesis yöneticilerini bu bilgi ağı çerçevesinde buluşturmakta. Biotecnica Fuarının mesleki network yaklaşımı, fuar öncesi ve sonrası periyodlar için de Yaşam Bilimleri sektörüne yayınlar, toplantılar ve iletişim kanalları ile hizmet üretmeye, bilgi paylaşımı ortamları sağlamaya devam etmekte.

https://yapex.com/neden-katilmalisiniz-4

Neden Katılmalısınız?

  > LAB ve analitik teknolojiler alanında son derece geniş bir spektrumda faaliyet yürüten binlerce profesyonel ile buluşma noktası... > Analitik endüstrisinden lider ürün ve hizmet markaları, firmaları...> İnovatif teknolojiler...> Sektör uzmanları ve profesyonelleri için mesleki network ortamı... > Yaşam Bilimleri, biyoteknoloji, analiz ve laboratuvar uzmanları ile etkileşim... > Konferanslar, teknik sunumlar, bilgi paylaşımı etkinlikleri... > Network... Expo Analytech sadece bir fuar ve sergi olarak düzenlenmiyor. Yaşam Bilimleri alanlarında geniş bir hinterlanda yayılan uzman ve profesyonellerin “bilgi ağı” ve meslek platformu olarak fuara odaklanıyor. Sergilenecek ürün ve hizmetlerin, standlarda sunulacak teknolojilerin yanısıra, fuar süresince yürütülecek konferans, toplantı ve teknik sunum ortamları, biyoteknoloji uzmanlarını ve tesis yöneticilerini bu bilgi ağı çerçevesinde buluşturmakta. Analytech Fuarının mesleki network yaklaşımı, fuar öncesi ve sonrası periyodlar için de Yaşam Bilimleri sektörüne yayınlar, toplantılar ve iletişim kanalları ile hizmet üretmeye, bilgi paylaşımı ortamları sağlamaya devam etmekte.

https://yapex.com/neden-katilmalisiniz-5

Hedef Kitle

IDEFA; mobilya, içmekan obje, ve içmimari projeleri alanında faaliyet gösteren tüm sektör gruplarını, tasarımcı, uygulamacı ve kullanıcıları fuar katılımcıları ile biraraya getirmeyi hedefliyor: • Tasarımcılar• Mimarlar, İçmimarlar• Dekorasyon uygulamacıları • Zanaatkarlar ve yapı ustaları• Proje sahipleri• Mobilya sektörü, bayiler, satış noktaları• Turizm tesisleri yatırımcı ve işletmecileri • Konut sahipleri, son kullanıcılar IDEFA'nın özellikle hedeflediği yüzlerce büyük ölçekli otel ve tatil köyü ile binlerce turistik işletme, dönemsel yenileme ve yeni yatırım projeleri için, fuarda sergilenecek mobilya ürünlerinin önde gelen müşteri potansiyelini oluşturuyorlar.

https://yapex.com/hedef-kitle-12

Neden İzlemelisiniz?

  > İlaç, Bio, LAB ve analitik teknolojiler alanında son derece geniş bir spektrumda faaliyet yürüten binlerce profesyonel ile buluşma noktası... > Yaşam Bilimleri endüstrisinden lider ürün ve hizmet markaları, firmaları...> İnovatif teknolojiler...> Sektör uzmanları ve profesyonelleri için mesleki network ortamı... > Yaşam Bilimleri, biyoteknoloji, farmakoloji, analiz ve laboratuvar uzmanları ile etkileşim... > Konferanslar, teknik sunumlar, bilgi paylaşımı etkinlikleri... > Network... Expo PharmaNEXT sadece bir fuar ve sergi olarak düzenlenmiyor. Yaşam Bilimleri alanlarında geniş bir hinterlanda yayılan uzman ve profesyonellerin “bilgi ağı” ve meslek platformu olarak fuara odaklanıyor. Sergilenecek ürün ve hizmetlerin, standlarda sunulacak teknolojilerin yanısıra, fuar süresince yürütülecek konferans, toplantı ve teknik sunum ortamları, biyoteknoloji uzmanlarını ve tesis yöneticilerini bu bilgi ağı çerçevesinde buluşturmakta. PharmaNEXT Fuarının mesleki network yaklaşımı, fuar öncesi ve sonrası periyodlar için de Yaşam Bilimleri sektörüne yayınlar, toplantılar ve iletişim kanalları ile hizmet üretmeye, bilgi paylaşımı ortamları sağlamaya devam etmekte. > Fuar etkinlikleri programımız >>> > Fuar Giriş kartınız >>>

https://yapex.com/neden-izlemelisiniz-7

Neden İzlemelisiniz?

  > Nutrasötikler, İlaç, Bio, LAB ve analitik teknolojiler alanında son derece geniş bir spektrumda faaliyet yürüten binlerce profesyonel ile buluşma noktası... > Yaşam Bilimleri endüstrisinden lider ürün ve hizmet markaları, firmaları...> İnovatif teknolojiler...> Sektör uzmanları ve profesyonelleri için mesleki network ortamı... > Yaşam Bilimleri, biyoteknoloji, farmakoloji, analiz ve laboratuvar uzmanları ile etkileşim... > Konferanslar, teknik sunumlar, bilgi paylaşımı etkinlikleri... > Network... NutriVISION sadece bir fuar ve sergi olarak düzenlenmiyor. Yaşam Bilimleri alanlarında geniş bir hinterlanda yayılan uzman ve profesyonellerin “bilgi ağı” ve meslek platformu olarak fuara odaklanıyor. Sergilenecek ürün ve hizmetlerin, standlarda sunulacak teknolojilerin yanısıra, fuar süresince yürütülecek konferans, toplantı ve teknik sunum ortamları, biyoteknoloji uzmanlarını ve tesis yöneticilerini bu bilgi ağı çerçevesinde buluşturmakta. NutriVISION Fuarının mesleki network yaklaşımı, fuar öncesi ve sonrası periyodlar için de Yaşam Bilimleri sektörüne yayınlar, toplantılar ve iletişim kanalları ile hizmet üretmeye, bilgi paylaşımı ortamları sağlamaya devam etmekte. > Fuar etkinlikleri programımız >>> > Fuar Giriş kartınız >>>

https://yapex.com/neden-izlemelisiniz-8

Geçen Fuara bakış

YAPEX 2018, 26. Uluslararası Yapı ve Restorasyon Fuarı, 14-17 Kasım 2018  tarihlerinde Antalya Expo Center Salonlarında büyük bir ticari başarıyla gerçekleştirildi. Toplam 20.000 m2 lik sergileme alanında yerli ve yabancı 200 katılımcısı ile YAPEX, Turkiye'nin dört bir yanından ve komşu ülkelerden gelen yaklaşık 22.000 profesyonel ziyaretçiyi ağırladı. YAPEX Yapı ve Restorasyon Fuarı katılımcı firma profilinin ; %71 i yerli üretici firmalardan, %18'i Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı firmalardan, %11'i de Tarihi Kentler Birliği üyesi Belediyelerden oluşuyordu. 2018 YAPEX'i 22.653 profesyonel ziyaretçi izledi.   Yapex 2018 Fuarı Ziyaretçi Analizi Özet Sonuçları: Meslek Grupları 14 Kasım 15 Kasım 16 Kasım 17 Kasım Toplam Mimar & İçmimar 294 260 310 243 1107 Restoratör & Konservatör 63 52 36 21 172 İnşaat mühendisi 303 322 382 443 1450 Makina mühendisi 110 198 166 180 654 Elektrik mühendisi 85 121 180 124 510 Diğer mühendislik dalları 132 163 151 160 606 Belediye & Kamu yöneticileri 390 414 320 82 1206 Sektör profesyonelleri 742 393 648 963 2746 Yapı malzemesi satıcıları 326 386 465 1140 2317 Müteahhitler 242 207 240 355 1044 Teknik elemanlar, yapı ustaları 205 274 352 503 1334 Tesis işletmeci ve yatırımcıları 144 169 261 256 830 Akademik gruplar 185 150 130 88 553 Diğer 503 607 2310 4704 8124 Toplam 3724 3716 5951 9262 22653

https://yapex.com/gecen-fuar-hakkinda

Neden Katılmalısınız?

   Bölgesel yatırımlarda pazar payınızı geliştirmek  Antalya merkezli olarak Akdeniz sahil şeridinde, yüksek hacimli kent ve imar planlamaları, büyük ölçekli tesis yatırımları, turizm odaklı tesis ve konut pazarı sürekli gelişerek büyümekte. Her yıl yeni projelerin gündeme geldiği bu geniş alanda pazar payınızı geliştirmek için IDEFA'da bulunmak büyük olanaklar sağlıyor. Sektörel buluşmaların odağında olmak Antalya, birçok etkinlik ve mesleki buluşmanın geleneksel adresi konumunda. Yatırımcı işletmeler, modern yapı projeleri, mimarlık ve tasarım çevreleri ile meslek birlikleri, her yıl düzenli olarak fuar etkinliklerinde Antalya'da bulunuyorlar. Bu yatırımcı ve projeci kesimler ile fuarda yüzyüze ilişki geliştirebilmek, Antalya'nın rahatlatıcı iş ortamında yüksek verimlilik ve dinamizm sağlıyor. Ticaret fuarı konseptinde maksimum fayda IDEFA'nın en önemli özelliği; bir ihtisas fuarı olmasının yanısıra, gerçek anlamda bir "ticaret fuarı" olma kapasitesi. Ürün sergileyen firmaların bölgede satış örgütlerini geliştirebilmeleri, yeni pazar alanları elde edebilmeleri, ticari işbirlikleri geliştirmeleri ve yeni projelere sıcak satış yapabilmeleri IDEFA ortamında gerçekleşiyor.

https://yapex.com/neden-katilmalisiniz-6

Neden Katılmalısınız?

  > İlaç, LAB ve analitik teknolojiler alanında son derece geniş bir spektrumda faaliyet yürüten binlerce profesyonel ile buluşma noktası... > İlaç endüstrisinden lider ürün ve hizmet markaları, firmaları...> İnovatif teknolojiler...> Sektör uzmanları ve profesyonelleri için mesleki network ortamı... > Yaşam Bilimleri, ilaç, biyoteknoloji, analiz, laboratuvar ve tıp uzmanları ile etkileşim... > Konferanslar, teknik sunumlar, bilgi paylaşımı etkinlikleri... > Network... PharmaNEXT sadece bir fuar ve sergi olarak düzenlenmiyor. Yaşam Bilimleri alanlarında geniş bir hinterlanda yayılan uzman ve profesyonellerin “bilgi ağı” ve meslek platformu olarak fuara odaklanıyor. Sergilenecek ürün ve hizmetlerin, standlarda sunulacak teknolojilerin yanısıra, fuar süresince yürütülecek konferans, toplantı ve teknik sunum ortamları, biyoteknoloji uzmanlarını ve tesis yöneticilerini bu bilgi ağı çerçevesinde buluşturmakta. PharmaNEXT Fuarının mesleki network yaklaşımı, fuar öncesi ve sonrası periyodlar için de Yaşam Bilimleri sektörüne yayınlar, toplantılar ve iletişim kanalları ile hizmet üretmeye, bilgi paylaşımı ortamları sağlamaya devam etmekte.

https://yapex.com/neden-katilmalisiniz-7

Neden Katılmalısınız?

  > Besin-destek, ilaç, LAB ve analitik teknolojiler alanında son derece geniş bir spektrumda faaliyet yürüten binlerce profesyonel ile buluşma noktası... > Nutrasötik endüstrisinden lider ürün ve hizmet markaları, firmaları...> İnovatif teknolojiler...> Sektör uzmanları ve profesyonelleri için mesleki network ortamı... > Yaşam Bilimleri, nutrasötikler, ilaç, biyoteknoloji, analiz, laboratuvar ve tıp uzmanları ile etkileşim... > Konferanslar, teknik sunumlar, bilgi paylaşımı etkinlikleri... > Network... NutriVISION sadece bir fuar ve sergi olarak düzenlenmiyor. Yaşam Bilimleri alanlarında geniş bir hinterlanda yayılan uzman ve profesyonellerin “bilgi ağı” ve meslek platformu olarak fuara odaklanıyor. Sergilenecek ürün ve hizmetlerin, standlarda sunulacak teknolojilerin yanısıra, fuar süresince yürütülecek konferans, toplantı ve teknik sunum ortamları, biyoteknoloji uzmanlarını ve tesis yöneticilerini bu bilgi ağı çerçevesinde buluşturmakta. NutriVISION Fuarının mesleki network yaklaşımı, fuar öncesi ve sonrası periyodlar için de Yaşam Bilimleri sektörüne yayınlar, toplantılar ve iletişim kanalları ile hizmet üretmeye, bilgi paylaşımı ortamları sağlamaya devam etmekte.

https://yapex.com/neden-katilmalisiniz-8

NÜVE CİHAZLARIYLA COVID 19 MÜCADELESİNE DESTEK SAĞLIYOR

Tüm dünya ile birlikte Türkiye'yi de etkisi altına alan Covid-19 salgını, birçok sektörde çeşitli değişiklik ve uygulamaların yapılmasına neden oldu. Sağlık sektörünün önde gelen tedarikçilerinden biri olan ve ülkemizin köklü yerli üreticisi olarak öne çıkan Nüve, aldığı gerekli önlemlerle üretimine ara vermeden devam ediyor. Nüve ürün yelpazesinde yer alan ve salgın sürecinde pandemi ve araştırma laboratuvarlarında kullanılan Class II Mikrobiyolojik Güvenlik Kabinleri, -41 ve -86 derece Derin Dondurucular, Buharlı Sterilizatörler, Su Banyoları ve Santrifüjler, Türkiye'nin birçok noktasındaki hastaneler, laboratuvarlar ve üniversiteler başta olmak üzere çeşitli kamu ve özel kurumların taleplerini karşılamak üzere Ankara’da üretilerek sevk ediliyor.Nüve bu kritik süreçte üretim yapan yerli bir firma olarak, yetkili devlet kurumlarının genelgelerini ve sanayi sektöründeki iyi uygulamaları sürekli takip ediyor ve çalışanlarının sağlığının korunması için gereken önlemleri etkin bir şekilde alıyor. Çalışma saatlerinin ayarlanması, çalışan servislerinde, ortak kullanım alanlarında ve iş ortamında sosyal mesafenin korunması, tüm personele dezenfektan, günlük maske ve diğer koruyucu kıyafetlerin sağlanması gibi basit ancak etkili önlemler titizlikle uygulanıyor. Nüve, ülkemizin de dahil olduğu bu önemli süreçte toplum sağlığı ve iş sürekliliğinin sağlanması için belirlenen kurallara uymanın önemini düzenli olarak çalışanları ile paylaşıyor. Sosyal mesafe, ortamda temiz hava akışının sağlanması, maske ve eldiven kullanımı ve kullanılan koruyucu ekipmanların nasıl bertaraf edileceğine dair detaylar, belirli aralıklarda üretim alanları ve büro ortamlarında dezenfeksiyon işlemlerinin yapılması, günlük detaylı temizlik ve hijyen kurallarına uyulması vb. konulara çalışanların dikkatleri çekilerek üretimin devamlılığını sağlanıyor.Dünya’nın Covid-19 ile topyekûn mücadele ettiği bu dönemde ülkelerin ihtiyaçlarına karşı yeterlilikleri öne çıkarken, ülkemizde de yerli üretimin önemi bir kez daha vurgulanıyor. Ülkemizin laboratuvar ve sterilizasyon teknolojisi alanında üretim yapan köklü firması Nüve, salgın sürecinde ülke ihtiyaçlarına acilen cevap verebilmek için üretimine aralıksız devam ederek sağlıklı yarınlar için çalışıyor. Bu zorlu süreçte ülkemiz için çalışan tüm sağlık personeline, çalışanlarımıza ve diğer yerli üreticilerimize Nüve’nin şahsında teşekkür ediyoruz.15/04/2020

https://yapex.com/nuve-cihazlariyla-covid-19-mucadelesine-destek-sagliyor

Otel Odalarında Hidrojen Peroksit Dezenfeksiyonu

                                                                                                                                                                        Nebulizatör CihazıOtel odalarından misafir çıktığında, dezenfektanlı ürünler de kullanılarak detaylı temizlik yapılır. Ancak yine de, ulaşılması zor bölgelerdeki mikroorganizmaları öldürmek mümkün olmaz. Covid-19 salgını ile birlikte, otel odalarının dezenfekte edilmesi büyük önem kazanmıştır. Hidrojen Peroksit sisiyle yapılan dezenfeksiyon, COVİD-19’un bulaşma riskine karşı güvenli koruma sağlar..Misafir odadan çıktığında odaya konan nebulizasyon cihazı, Hidrojen Peroksit solüsyonunu sis haline getirerek odanın içine yayar. Oda içinde her noktaya etkili olması için dolap kapakları, çekmece kapakları ve WC kapısı açık olması gerekir. H2O2 sisinin odadan çıkmaması için kapı ve pencerenin kapalı olması, tuvalet aspiratörünün kapalı olması ve kapı altlarının bir bantla sızdırmaz hale getirilmesi gerekir. Oda hacmine göre hesaplanan miktarda H2O2 solüsyonu 1,5 saat süresince odaya sis halinde yayılır. Bu işlem sonucunda, temizlik esnasında bile ulaşılamayacak her noktadaki mikroorganizmalar ölür. Daha sonra cihaz kapatılır ve yarım saat beklenir. Bu beklemeden sonra kapı, pencere ve aspiratör açılarak 1 saat kadar mahallin havalandırılması gerekir. 1 saat sonunda, oda içinde H2O2 kalıntısını ölçmek için ölçüm aletiyle 2 dakika aralıklarla 3 kez ölçüm alınır ve H202 kalıntısının kalmadığı anlaşılınca oda kullanıma açılır.İşlem sırasında 1,5 saat çalışma süresini tamamlayan cihazın alınarak başka odaya götürülmesi gerektiğinde veya işlem sonunda  bekleme sırasında kapı ve pencereleri açmak için odaya girildiğinde gaz maskesi ve eldiven ile girilmelidir..H2O2 Dezenfeksiyon uygulaması ile ilgili, havalandırma ve klima tekniği konusunda dünyanın en eski kuruluşu olan ve standartları yazan ASHRE (American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers)’nin açıklaması aşağıdadır.Mak. Müh. Hüseyin Şahinoğlu/ Havak A.Ş.

https://yapex.com/otel-odalarinda-hidrojen-peroksit-dezenfeksiyonu-1

COVID-19 SEFERBERLİĞİNDE İSEK

İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi, salgınla mücadelede en başından beri sektör paydaşları ile birlikte hareket ediyor. Bu salgında temel mücadelenin akıllı lojistik planlama ve kiritik bazı tıbbi cihazların sağlanması ile olacağını belirten küme ekibimiz çalışmalarında bu konuya ağırlık vermiş durumda. Bu süreçte hem tıbbi cihaz üreticileri ve tedarikçileri, hem de tüm ilgili kamu otoriteleri ile yakın temasta olan ISEK, sahada yürütülen çok fazla sayıdaki teknik çalışmaların başlatılmasında öncü oluyor, üyelerimizin/paydaşlarımızın başlatmış olduğu projelere de elinden geldiğince destek veriyor.Tüm bölgesel tıbbi cihaz kümelerini (İSEK, OSTİM, İVEDİK, THEALTH, MEDİKÜM, SEBİT) bir araya getiren MediClust koordinasyon kurulunda yer alan ISEK, aşağıdaki çalışmaların içinde yer almaktadır:• Salgınla ilgili yayılım modelleme çalışmaları (lojistik planlama için gerekli en önemli unsur)• Kamu otoriteleri ile görüşmeler yapmak, tıbbi cihaz sektörünün mevcut durumu ile ilgili tabloyu netleştirmek ve salgınla mücadelede olası farklı senaryolara hazırlık için, ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar konusunda farklı görüşleri olgunlaştırmak ve gerekli yönlendirmeleri yapmak (her iki tarafa da)• Bu cihaz ve malzemenin lojistik planlama ve tedarik koordinasyonu gibi konularda da önerilerde bulunmakSalgında ilgili paydaşlarla yürütülen çalışmalarda öne çıkan bazı örnek gündem başlıkları:• Salgının seyrine ilişkin geliştirilmiş bulunan modelleri denemek ve kalibre etmek için gerekli güvenilir saha verilerin temini için yapılan temaslar,• Model öngörülerinden yola çıkarak ve il ölçeğinden başlayarak gerekli lojistik hazırlıkların yapılması ve önlemlerin alınması konusunda tavsiyeler içeren teknik raporları hazırlamak,• Tıbbi cihaz sektöründeki stok ve tedarik konusundaki bilgilerin, sıkıntıların ve çalışmaların, karar verici otoritelere aktarılması,• Gerekli malzeme, kritik cihaz ve hammadde tedariki için ithalat-ihracat dengesinin doğru yönetilmesi hususunda bir teknik raporun hazırlanması ve iletilmesi,Bundan sonraki süreçte özellikle; gerekli oksijenin güvenilir olarak sağlanması, bunun temin edilecek solunum destek cihazları ile hastalara ulaştırılması, evlerde/servislerde/yoğun bakımlarda hastaların izlenmesi, tabi ki sağlık çalışlarının korunması ile ilgili ekipmanların geliştirilmesi ve lojistik yönetimi kritik konular olarak öne çıkmaktadır. Yeni ortaya çıkacak başka kritik ihtiyaçlar da olacaktır. Üreticileri ve araştırmacıları temsil eden İSEK, diğer bölgesel kümeler, sektörel paydaşlar ve kamu kuruluşları ile birlikte tıbbi cihaz sektörüyle ilgili hızlı karar alınmasının gerekli olduğu bu durumlarda elinden gelen desteği vermeye devam edecektir.15/04/2020

https://yapex.com/covid-19-seferberliginde-isek

'R SIFIR' VE SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI

‘R sıfır’ ve Sürü BağışıklığıCOVID-19 gibi bulaşıcı bir hastalık göz önüne alındığında, R0 hastalığın temel üreme sayısıdır: nüfustaki herkesin hastalığa duyarlı olduğu göz önüne alındığında, enfekte olmuş bir kişinin enfekte edeceği ortalama insan sayısı. COVID-19 için bunun şu anda 2 ila 2.5 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Mevsimsel grip türleri için 0.9 ila 2.1 arasındadır. Ve kızamık için, 12 ila 18 arasında çok büyük bir sayı.Sürü bağışıklığı nedir ve R0 denilen bir sayı ile ne ilgisi vardır?Gerçek şu ki şu anda kimse gelecekte ne olacağını tam olarak bilmiyor. En akıllı tahminlerimiz, pandeminin seyrini sınamaya ve ön görmeye çalışan matematiksel modellerden geliyor. Mevcut durumumuzdan en iyi çıkış stratejilerini bulmaya yardımcı olmak için bilimsel modelleme camiasına acil bir çağrı yapılmıştır.Yazının orijinal metni için: Bilim ve Aydınlanma Akademisi15/04/2020

https://yapex.com/r-sifir-ve-suru-bagisikligi

KORONA GÜNLERİNDE BİLİM

Çoğunlukla devlet desteği ile gerçekleşen “bilim”in gittikçe küresel ticaretin bir parçası haline gelmesinin yarattığı endişe, son yıllarda “açık bilim” akımını öne çıkarmaya başlamıştı bile (OECD, Open Science Report 2015) .  Açık Bilim, bilimsel sürece işbirliği ve dijital teknolojiler sayesinde bilgiye ucuz ve kolay erişimi ön plana çıkaran yeni bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmış, devletler çeşitli kanun veya yönetmeliklerle kurumlar ise çeşitli yaptırımlarla açık bilim politikasını desteklemeye başlamışlardı (Khao, 2019; Kwon, 2017).  Bu gelişmelere paralel olarak 2013 yılında yaşam bilimlerindeki yayınlanmamış sonuçların dijital olarak sunulduğu bioRxiv çevirimiçi arşivleme ve dağıtım platformu ortaya çıkmıştı (CSHL, https://www.biorxiv.org/about-biorxiv).  Ancak yine de açık bilim konusundaki çalışmalar istenilen ivmeye ulaşamamıştı: pek çok yayınevi hala hem makaleleri yayınlamak üzere yazarlardan ücret aldığı gibi, makalelere erişmek isteyen başka araştırmacılardan da abonelik veya başka isimler altında erişim ücreti talep etmekteydi.  Bu, özellikle gelişmekte olan ülkelerde zaten zor olan bilimsel çalışmaların önünde ek bir bariyer olarak çıkmaktaydı.  Tabii bununla illegal yollardan savaşanlar da olmuyor değildi – 2011 yılında oluşturulan Sci-Hub platformu, neredeyse tüm makalelerin pdf dosyalarına erişim sağlayan bir veri tabanı olarak ortaya çıktı (Himmelstein ve ark, 2018).Ancak bilim dünyasının bir seferberlik içerisinde, ücretsiz erişim ile dünya çapı işbirliği ağları kurması, covid-19 salgını ile tetiklendi.  Tüm dünyada bilim insanları, normal şartlar altında yaptıkları araştırmalarını bırakarak koronavirüs SARS-CoV2 üzerine odaklandı, bilgileri bioRxiv veya benzer platformlar ve hatta dergiler üzerinden paylaştı, dergiler covid-19 ile ilgili yayınları ücretsiz olarak herkesin kullanımına açtı.  Elsevier de dahil pek çok yayınevi, kütüphane hatta üniversite, ellerindeki bilgileri ücretsiz olarak erişime açtı (Elsevier, Novel Coronavirus Information Center: https://www.elsevier.com/connect/coronavirus-information-center; The Lancet, COVID-19 Resource Center: https://www.thelancet.com/coronavirus; Cambridge University Press, Coronavirus Free Access Collection: https://www.cambridge.org/core/browse-subjects/medicine/coronavirus-free-access-collection; WHO COVID-19 resources and information: https://www.afro.who.int/news/who-coronavirus-disease-2019-covid-19-resources-and-information).  Bütün bunlar, dünyada daha önce eşi benzeri görülmemiş bir işbirliği ve “açık bilim” örneği oldu tüm bilim dünyasına: tüm bilim insanları koronavirüse dair edindikleri genom, protein yapısı, hücre etkileşimleri gibi tüm bilgileri açıkça insanlıkla paylaşarak çözüme ulaşmayı hızlandırmaya çalışmaktalar (Russell, 2020; Kupferschmidt, 2020; Xu, 2020).  Ayrıca “vatandaş bilimi” çerçevesinde FoldIt isimli bir oyun aracılığı ile evlerinde oturan herkes virüse karşı ilaç geliştirme çabasına destek verebilmekte (https://fold.it/).  MIT’den bir grup bilim insanı ise, ucuza üretilebilecek ve açık kod erişimli bir solunum cihazı projesi (E-Vent) başlattı (https://www.technologyreview.com/2020/03/25/950336/an-mit-team-hopes-to-publish-open-source-designs-for-a-low-cost-ventilator/); ayrıca Medtronic firması da geliştirdikleri düşük maliyetli ventilatör cihazının bilgilerini açık erişimle paylaştı (https://www.medtronic.com/us-en/e/open-files.html).  Ülkemizde de daha önce eşi görülmemiş şekilde araştırmacılar ve firmalar hızla bir araya gelerek ellerindeki tüm imkanları ülkemizin ihtiyaç duyduğu tanı kiti, ilaç ve aşı geliştirme çabaları için birleştirdi; online platformlarda hızla toplantılar organize edildi.  Tüm bu salgının bir iyi tarafı varsa o da bize, ortak bir düşmana karşı işbirliği yapmanın önemini ve daha da önemlisi böyle bir işbirliğini gerçekten yapabileceğimizi göstermiş olması.  Temennimiz, bu tür açık bilim çabalarının covid-19 sonrasında da devam edebilmesi...Bu kapsamda, sizlere BioExpo çerçevesinde düzenlenmekte olan Açık Laboratuvar (OpenLab Professional) etkinliğini de hatırlatmak isterim; kayıtlar devam etmektedir, unutmayınız ! Prof. Dr. Işıl KurnazGebze Teknik Üniversitesi, Biyoteknoloji Enstitüsü MüdürüRussell S (2020).  Coronavirus outbreak puts “open sccience” under a microscope.  Fred Hutch, Hutch News Stories (https://www.fredhutch.org/en/news/center-news/2020/02/covid19-open-science.html).Himmelstein DS, Rodriguez Romero A, Levernier JG, Munro TA, McLaughlin SR, Tzovaras BG, Greene CS (2018). Sci-Hub provides access to nearly all scholarly articles.  eLife 7: e32822Khao S (2019). Opinion: boycotting Elsevier is not enough.  The Scientist, Oct 22 (https://www.the-scientist.com/news-opinion/opinion--boycotting-elsevier-is-not-enough-66617)Kupferschmidt K (2020).  ‘A completely new culture of doing research’.  Coronavirus outbreak changes how scientists communicate.  Science, Feb 26 (https://www.sciencemag.org/news/2020/02/completely-new-culture-doing-research-coronavirus-outbreak-changes-how-scientists#)Kwon D (2017).  Major German Universities Cancel Elsevier Contracts.  The Scientist, Jul 17 (https://www.the-scientist.com/news-analysis/major-german-universities-cancel-elsevier-contracts-31208)OECD (2015-10-15).  Making Open Science a Reality, OECD Science, Technology and Industry Policy Papers, No 25, OECD Publishing, Paris (http://dx.doi.org/10.1787/5jrs2f963zs1-en) Xu X (2020).  Hunt for coronavirus cure is making science more open.  University World News, 21 March (https://www.universityworldnews.com/post.php?story=20200318080659671)20/04/2020

https://yapex.com/korona-gunlerinde-bilim

COVID-19 SAĞLIK SEKTÖRÜ İÇİN BİZE NELERİ ÖĞRETMELİ VE HATIRLATMALI?

 Covid-19 gelişmelerini araştırırken, 1918 yılındaki İspanyol Gribi haberlerine baktım. İspanyol Gribi pandemisi bir seneden az zamanda tahmini 40 ila 100 milyon civarında insanı öldürmüştü. Bu sayı Birinci Dünya Savaşında ölen insan sayısını aşmaktadır. Bir başka özelliği de ölenlerin çoğunlukla sağlıklı genç erişkinler olmasıdır. Pandemi, Türkiye dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiş olup, 1918’in Eylül ile Kasım ayları arasında zirve noktasına ulaşmıştır. Dünya genelinde toplantılar yasaklanmış, okullar tatil edilmiş, kütüphanelerde kitap dağıtımı durdurulmuş, ulaşım araçları dezenfekte edilmiş ve el sıkışmak bile suç sayılmıştır. Eğer İspanyol Gribi pandemisi bize bir şey öğretmiş olsaydı, birçok ülke daha ilk vakalar göründüğünde gerekli tedbirleri almakta gecikmemiş olurdu (sınırlarını kapatmak, sosyal mesafeyi korumak, maske kullanılması vb.). Bu önlemler zamanında alınmış olsaydı, hastanelerin kapasitesi yetersiz gelmez ve ölüm sayıları bu kadar artmazdı. Kuzey İtalya’da korona virüsün hızla yayılması sonucu, hastanelerin 3 haftadan az bir sürede alarm verdiği görüldü. Tıbbi malzeme ve sağlık çalışanı sayısının ne kadar yetersiz olduğu anlaşıldı. Doktorlar çok ağır durumda olan ya da yaşları yüksek hastaları geri çevirmek gibi çok kritik kararları almak zorunda kaldılar. Acil olmayan ameliyatlar iptal olurken, solunum cihazlarına erişim sınırlı hale gelince, paylaşım önceliği gibi konular tartışılmaya başlandı. Her ülkede sağlık çalışanı, yatak ve ekipmanı yeterliliği konusunda ciddi tedirginlikler oluştu. Maske konusunda bile, birçok ülkenin ne kadar yetersiz olduğu görüldü. Çin'den 2 milyardan fazla maske sipariş eden Fransa'nın, İsveçli bir şirkete ait olan ve Fransa üzerinden transit olarak İtalya ve İspanya’ya gönderilen 4 milyon maskeye el koyduğu yazıldı. Öte yandan İtalya'ya giden koruma kıyafetlerine Çekya el koyarken, Almanya da sipariş verdiği maskelerin Çin Havaalanı’nda bir anda kaybolduğunu açıklandı.Sağlık Bakanımız geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yerli solunum cihazı üretimine başlayacağını müjdeledi. Bu arada farklı sektör iş birlikleri ile seyyar hasta izolasyon odası ve test için numune alma kabinleri prototip çalışması ve uygulamaları hayata geçmeye başladı. Yerli solunum cihazı gibi diğer ithal edilen medikal cihaz ve ekipman üretimi için neden bu kadar bekledik ve kendimiz üretip ihracat bile yapabileceğimiz halde sürekli ithal ettik? Yerli üretimin önemini anlamamız için korona virüsü ile karşılaşmamız mı gerekirdi? Ülkelerin kendi yerli teknolojilerini geliştirmesinin ne kadar önemli olduğunun umarım artık hepimiz anlamışızdır. Bu pandeminin en ironik olaylarından biri de Avrupa Birliği üyelerinin birbirine yardım edememesi ama Küba’nın Avrupa ülkelerine yardım etmesi oldu. Küba sağlık sektörünün, ülkedeki tüm olumsuz koşullara ve yıllardan beri uygulanan ambargolara rağmen ulaştığı başarılı nokta herkese örnek olmalıdır.Bir pandemi başladığında, şüphesiz ilk beklenen, hastalığın ilaç ve aşısıdır. Bu sebeple ülkemizin aşı tarihçesine kısaca bir baktım. Ülkemizde aşı üretimi için çalışmalar ilk Osmanlı İmparatorluğu Döneminde başlamış. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta, İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” diyerek kastettiği varilasyon metodunu hayretle bildirmiştir. Bu mektup Osmanlı İmparatorluğu Döneminde aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belgedir. Aşı üretim çalışmalarını yürütmekte olan Pasteur, çalışmalarını sürdürebilmek için dönemin devlet başkanlarına maddi katkı için yazı yazar, yazılardan birinin 2. Abdülhamit’e ulaşması sonrasında, 2. Abdülhamit yardım yapabileceğini ancak Pasteur ’ün çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini ister, bu teklif Pasteur tarafından kabul görmeyince ikinci teklif oluşturulur, Pasteur’e Mecidiye Nişanı ile birlikte 10.000 altın yollanır, aynı zamanda Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den 3 kişinin de yanında asistan olarak yetiştirilmesi istenir, gönderilen 3 kişilik bu ekip, çalışmalara temel teşkil etmesi için “kuduz mikrobu” enjekte edilmiş bir kemik iliği ile geri döner. 1887’nin ocak ayında Bakteriyoloji Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur. Bu kurum dünya’da üçüncü, doğunun ise ilk kuduz merkezi olmuştur. Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretmiştir.1892 yılında bakteriyolojihane daha sonra ilk çiçek aşısı üretim evi (Telkihhane) kurulmuş, 1892-1913 yılları arası, difteri, sığır vebası, kızıl serumları, tifo, kolera, dizanteri ve veba aşıları hazırlanmış ve uygulanmıştır. 1928 yılında kaydedilen en önemli gelişmelerden biri, 1267 sayılı yasa ile Ankara'da Merkez Hıfzısıhha Enstitüsü'nün kurulması ve bakteriyolojihane ile, kimyahanenin bu çatı altında birleştirilmeleridir. Ülkemizde ilk verem aşısı 1927 yılında üretilmiştir. 1934 yılında Telkihhane (Çiçek Aşısı Üretim Merkezi) ve İstanbul'daki Kuduz Enstitüsü de kapatılmış ve aşı-serum üretimi tek merkezde toplanmıştır. Bu dönem, aşı ve serum üretiminin kamusal bir görev ve sorumluluk olarak algılandığı bir dönemdir. 1930-40'lar aşı serum üretiminin hızla arttığı yıllardır. Milyonlarca doz toksoid difteri ve tetanoz aşıları, Semple tipi kuduz aşısı, çiçek aşısı, kuduz serumu, pnömokok aşısı üretilmekte, dünyadaki gelişmeler yakından izlenmekte ve yerli yabancı ilaç kontrolleri yapılmaktadır. 1940'lı yıllarda tifo, Cox tipi tifüs, tifo-tifüs karma, tifo-difteri karma, intradermal BCG, veba-kolera karma, veba-kolera-tifüs karma, difteri-tetanoz karma, boğmaca-difteri karma, influenza tifo-difteri-tetanoz karma aşıları üretilmiştir. Aşı ve serum üretimiyle ilgili alt birimler Dünya Sağlık Örgütü tarafından uluslararası standartlara uygun oldukları yönünde belgelenmektedir, 1950 yılında Ulusal İnfluenza Merkezi ve BCG Laboratuvarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından tescil edilmiştir. Bu yıllarda difteri-boğmaca-tetanoz aşısı üretilmiş ve kuduzla ilgili çalışmaları nedeniyle Dr. Zekai Muammer Tunçman'a Fransız hükümeti tarafından 1959 yılında Légion d'honneur nişanı verilmiştir. 1965'te kuru çiçek aşısı üretilmiş ve ülkemiz, 1960-70'li yıllarda kendine yetecek düzeyde bakteri aşılarını üretir duruma gelmiştir. 1968 yılında Serum Çiftliği kurulmuştur. Burada; tetanoz, gazlı gangren ve difteri antitoksik, kuduz antiviral, şarbon antibakteriyel, akrep antivenom serumları üretilmiştir. Hastalıkların ortadan kalkması nedeniyle 1971 yılında tifüs ve 1980 yılında çiçek aşılarının üretimine son verilmiştir. Kasım 2011 de Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü Aşı Serum Üretimi Merkezi kapatılmıştır. Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü görev ve yetkileri yeni kurulan Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir. Biyoteknolojideki gelişmelerin izlenmemesi, Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü Aşı Serum Üretimi Merkezine yatırım yapılmaması, işgal altındaki İstanbul'da dahi aşı ihraç eden bir ülkeyi, aşı ithal eden bir noktaya geriletmiştir. Aşı gereksinimini karşılamak için Sağlık Bakanlığı her yıl yaklaşık olarak 18 milyon dolar dış ülkelere ödeme yapmaktadır. Türkiye'de uygulanmakta olan tüm bakteri ve virus aşılarının üretilebileceği bir Yeni Aşı Üretim Tesisleri Kurulması Projesi’nin maliyeti ise bir defaya mahsus olmak üzere 40 milyon dolar olarak hesaplanmıştır (Özcengiz, 2002).Şunu da hatırlatmak isterim, veteriner aşılar uzun yıllardan beri ülkemizde üretilmektedir. İlk olarak 1901 yılında Pendik Veteriner Bakteriyolojihanesi şimdiki adıyla “Pendik Veteriner Enstitüsü” sonra sırasıyla Ankara-Etlik, İzmir-Bornova, Samsun, Ankara Şap Enstitüsü, Adana, Konya ve Manisa Tavuk Aşıları Üretim Enstitüsü kurulmuştur. Özel sektörün veteriner aşı üretimi yapmaya başlaması ise 1990 yılında olmuştur. Veteriner aşıların aksine, beşeri aşılarda ise uluslararası aşı üreticileri ile rekabet edemeyen özel sektör üretim için yatırımlara henüz başlamıştır.İster pandemi, ister ekonomik kriz, ister ambargo, nedeni ne olursa olsun ilaç, aşı ve gıdaya ithalat yoluyla erişemediğimizde ne olacak? Bu devirde unutmayalım ki, yukarda bahsi geçen nedenler, ülkelerin karşı karşıya kalacakları en hayati risklerdir. Şüphesiz dileğimiz Covid-19 pandemisinin en kısa sürede ve en az hasarla atlatılmasıdır. Ancak bu pandemi, ülkelerin yerli teknolojileri ile aşı, ilaç hammaddesi ve tarım/hayvancılık ürünleri üretmesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gözler önüne sermiştir.Ecz. E. Dilek Sunar20/04/2020

https://yapex.com/covid-19-saglik-sektoru-icin-bize-neleri-ogretmeli-ve-hatirlatmali

EPİGENETİK VE KANSER

Gizem Batı Ayaz İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Biyomühendislik Bölümü, İzmir, Türkiye, batigizem@gmail.com Özge Şahin Münster Üniversitesi (WWU), Evrim ve Biyoçeşitlilik Enstitüsü, Münster, Almanya Umur Ayaz İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Biyomühendislik Bölümü, İzmir, Türkiye Sefayi Merve Özdemir İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Biyoteknoloji ve Biyomühendislik Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye Özet Kanser, dünya çapında kalp hastalıklarından sonra ölüme en çok yol açan hastalıktır. 2018 yılı verilerine göre, dünyada 185 ülkede, 36 kanser türünün içerisinde olduğu 18 milyon kanser tanısı yapılmış, 9,5 milyon insan ölümü kaydedilmiştir. Bu veriler düşünüldüğünde, kanserle ilgili yapılan çalışmalar büyük önem taşımaktadır. Kanserin evrimsel süreç içerisinde nasıl ortaya çıktığını, geliştiğini, kanser mekanizmalarının nasıl işlediğini anlamak kanser tedavisinde ufuk açıcı olacaktır. Kanser oluşumunda onkogenlerdeki ya da tümör baskılayıcı genlerdeki fonksiyonel değişikliklerle birlikte, epigenetik mekanizmaların varlığı kanseri karmaşık bir hastalık haline getirmektedir. DNA metilasyonu, histon modifikasyonu, kodlama yapmayan RNA’lar, çevresel koşulların etkisiyle ortaya çıkan kanserle ilgili epigenetik düzenlemelerdendir. 1889 yılında Stephan Paget tarafından ortaya konan “seed and soil” hipotezi, kanser metastazının rastgele gerçekleşmediğini ve doku/organ mikroçevresinin önemini göstermiştir. Kanserin evriminde tek hücreliden çok hücreli organizmaya geçen süreç içerisinde evrim teorisinin mekanizmalarının işlediğini görmek ve bu çerçevede kanser çalışmalarını yürütmek önem taşımaktadır. Son yıllarda, epigenetik mekanizmalardan olan hücrelerdeki RNA aracılı interferans sistemi üzerine yapılan çalışmalar, insandaki kanser oluşumunun bilinen tüm özelliklerini açıklama potansiyeline sahiptir. DNA’nın bu kendiliğinden modifikasyonları, kanserin gelişiminin diyalektik bir süreç olduğunu gösteren güçlü kanıtlar sunmaktadır. Araştırmanın orijinal metni için: Bilim ve Aydınlanma Akademisi20/04/2020

https://yapex.com/epigenetik-ve-kanser

TANI TEKNOLOJİLERİNDE COVID-19 İLE YENİ DÖNEM

COVID-19 ile mücadele sürecinde gündemde yer alan ana başlıklardan biri tanı teknolojileri oldu. Tanı teknolojilerini geniş bir başlık olarak ele alıp neler olduğunu, dünyadaki gelişmeleri ve bu alana yapılan yatırımları değerlendirmek için COVID-19 ile mücadele sürecini değerlendirmek için 4 fazdan oluşan bir yaklaşım kullanmak isterim. Her bir fazı kısaca tanımladıktan sonra, o faz içinde tanı teknolojilerinin yerinden ve gelişmelerden kısaca bahsedelim.Faz 1, ilk şok ve salgınla sahada mücadele için ilk tepki. Öncelikle tanının kritik olduğu, hemen onu takiben hastanede mücadelenin ve dolayısıyla sağlık altyapısının uygun hale getirilmesinin önceliği oluşturduğu faz. Faz 1 sürecinin en temel bileşenlerinden biri aktif olarak enfekte olan kişilerde COVID-19 tanısı için yapılan RT-PCR tanı testleri. Bunlar, genetik analizlerle kişinin aktif olarak enfekte olup olmadığına bakıyor. Bu tanı testlerinin devamı ve sayısının artmasının önemi tartışmasız olduğu için mevcut tanı teknolojisinin sahada yaygınlaşması ve üretimin artması için farklı ülkelerde de Türkiye’de de önemli bir çaba söz konusu oldu. Aynı zamanda bu tanı testlerinin daha hızlı sonuç verebilmesi ve sonucun doğruluğu son derece kritik olduğu için tanı teknolojileri gündemi daha fazla meşgul eder hale geldi. Bir yandan mevcut teknolojiyle kit üretimleri ve test uygulamaları devam ederken bir yandan da yeni teknolojiler ile sürecin etkinleştirilmesi yönünde araştırma kuruluşlarında ve şirketlerde çalışmalar başladı. Bu alanda çalışmaların desteklenmesine yönelik özel çağrılar ve bütçeler oluşturuldu. Dünyada tanı teknolojileri üzerine çalışan startuplara ilgi arttı ve öne çıkan birkaç yatırım anlaşması gerçekleşti. COVID-19 ile mücadele sürecinin 1.fazının ana odağı tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve aynı zamanda geliştirilmesi olurken tanı teknolojileri konusu mücadelenin bu fazıyla sınırlı kalmıyor. Faz 2,  tanı ve tedavi sürecinin yönetilebilir hale geldiği ve aynı zamanda tanı ve tedaviye yönelik altyapının tamamlandığı, sahada mücadelenin sistematik olarak devam etmeye başladığı bir dönem. COVID-19’a ilişkin bilimsel verilerin arttığı fakat belirsizliğin devam ettiği ve özellikle platoya ulaşan ülkelerde ekonomik faaliyetin kademeli normalleşmesi için planlamanın ve aynı zamanda yeniden açılmanın başladığı dönem. Bu noktada aynı zamanda bağışıklık taraması gündemde. Bugünlerde daha sık duymaya başladığımız antikor testleri ile toplumun bağışıklık kazanma durumunun  tespiti söz konusu. Burada COVID-19’da bilinmezliklerden kaynaklı bilimsel tartışmalar sürse de, faz 2’nin ana gündem maddelerinden birini oluşturmaya devam edecek. Serolojik test ya da antikor testi olarak bilinen bağışıklık testleri, toplumda kimlerin COVID-19’u aldığı ve hastalığı geçirdiğini tespit etmeye yarıyor. Bu testler, pandeminin ilk günlerinden beri gündemimizde olan COVID-19 tanısı için yapılan RT-PCR testlerinden tamamen farklı. Kişi, COVID-19 ile enfekte olduktan bir süre sonra üretilen antikorların tespiti için serolojik test yapılıyor ve kişinin hastalığı geçirip geçirmediği yani bağışıklık kazanıp kazanmadığı tespit ediliyor. Harvard Üniversitesi İmmünoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları’nın başındaki Sarah Fortune, antikorların enfeksiyon sonrasında kanda kalmaya devam ettiğinin ve virüse spesifik olduklarının altını çiziyor. Kanda kalma süresi COVID-19 için hala netleştirilmeye çalışılıyor ve buna ilişkin bilimsel tartışmalar devam ediyor. Bir yandan da bu alanda tanı teknolojileri üzerine çalışan uluslararası araştırma grupları oluşturuluyor ve şirket çalışmaları yaygınlaşıyor.  Her gün yeni yayınlarda gördüğümüz gibi, COVID-19’u birçok kişi semptomsuz ya da hafif semptomlarla geçiriyor. Toplumda kimlerin COVID-19 geçirdiğini bilmek, ülkelerin sokağa çıkma yasağı, iş yerlerinin kapatılması gibi önlemlerini kademeli olarak hafifletmesi ve işe geri dönüşlerin başlayabilmesine yardımcı olacak. Antikor testleri, tanı için yapılan testlere göre çok daha basit ve kısa zamanda yapılan testler. Son günlerde işe geri dönüşü başlatabilmek için bağışıklık taraması farklı ülkelerde gündeme yerleşmeye başladı. Geçtiğimiz hafta FDA (Amerika İlaç ve Gıda Kurumu) ilk bağışıklık testinin afet durumunda kullanımı (EUA (Emergency Use Authorization) için onay verdi yani bağışıklık testi uygulanabilir hale geldi. Aynı zamanda FDA, CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) ve NIH (ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü) bağışıklık taraması odaklı bir Ar-Ge ortaklığı kurdu ve en etkin antikor paneli üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Mayıs başında Amerika’da toplumsal bağışıklık taramasının başlatılması hedefleniyor. Almanya’da “Bağışıklık Pasaportları” gündemde. Almanya, işe geri dönüşlerin başlayabilmesi için Nisan ortasına kadar 100 bin gönüllüye bağışıklık taraması yapılacak bir proje başlatıyor. Sosyal mesafe sınırlamalarının kalkabilmesi için ekonomik faaliyeti başlatabilecek kişileri tespit etmenin önemini vurguluyorlar. İngiltere Sağlık Bakanı, “Bağışıklık Sertifikaları”nı değerlendirdiklerini ve bunun insanların normal hayata dönmeye kademeli olarak başlamaları için önemli olduğunu vurguladı. Yine Fransa Sağlık Bakanı’nın da gündemindeydi. Avrupa dışına bakınca ise, Çin’de zaten 8 antikor testinin onaylandığını ve uygulandığını görüyoruz. Bu testler aynı zamanda Güney Kore, Singapur ve Avustralya’da da onaylandı. Her ne kadar antikor tespitine ilişkin belirsizlik devam etse de, bir yandan ülkeler ekonomik faaliyetin normalleşmesi süreçlerinin bir parçası olarak bağışıklık taraması için tanı teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları desteklemeye ve gündemlerinde tutmaya devam ediyor. Faz 3’ün odağının salgınının etkilerini sınırlandırılmak  ve kontrol altına almak olmasını bekliyoruz. Öncelikle Faz 2’nin Faz 1’e göre daha uzun süreceğini, Faz 3’ün ise daha da uzayacağı beklentisini söylemekte fayda var. Ekonomik faaliyetin normalleşmeye devam ettiği fakat bir yandan COVID-19 ikinci etki dalgasının da mümkün olduğu bir dönem. Aynı zamanda tedavide gelişmelerin uygulamaya dönüştüğü, aşı çalışmalarında klinik çalışmaların genişlediği ve herkese ulaşmasının henüz mümkün olmasını beklemesek de aşı üretiminin gerçekleşmesini beklediğimiz faz. Bununla birlikte tanı testlerinin yaygınlaşmış ve tanı teknolojilerinin hızlı ve yaygın teste minimum altyapı ile imkan verecek gelişmişliğe ulaşılmış olmasının beklendiği bir faz 3 döneminden bahsediyoruz. Böyle bakınca faz 3’e kadar tanı teknolojilerine bu anlamda yapılan yatırımların artacağını da söylemek mümkün hale geliyor. Faz 4 ise artık Yeni “Yeni Normal” diye tanımlayabileceğimiz aşama. Burada tanı teknolojilerinin artık başka bir boyut kazanmasını bekliyoruz. Burada önemli nokta COVID-19 geçirip iyileşenlerin izleme aşaması. İzleme sürecinde de farklı bileşenlerde tanı ihtiyacı doğacak gibi görünüyor. Buna yönelik çalışmalar henüz gündemde olmasa da orta vadede tanı teknolojilerini bu izleme sürecinin bir parçası olarak görmekte fayda olacak çünkü iyileşerek atlatanların özellikle akciğerlerinde kalan hasar önemli gibi duruyor. Maalesef bu hasarların önümüzdeki yıllarda farklı hastalıklara dönüşme ihtimallerini biliyoruz. Yani artık bulaşıcı hastalıkların da, bulaşıcı olmayan hastalıklar için bir risk faktörü olduğunu hatırlamamız lazım. BOH gündeminde sigara, alkol kullanımı gibi risk faktörlerini değerlendirerek oluşturduğumuz kronik hastalık yönetim mekanizmalarına mutlaka bulaşıcı hastalıklar sonrasındaki tanı ve takibi de katmak gerekiyor. Yani bugünden çalışmaya başlamamız gereken bir konu da iyileşen vakaların takip ve izleme mekanizmasını oluşturmak. Yeni tanı teknolojilerini aynı zamanda bunun bir parçası olarak düşünmek.Selin ArslanhanKurucu, ReDis Innovation22/04/2020  

https://yapex.com/tani-teknolojilerinde-covid-19-ile-yeni-donem

İZOLASYON ODALARI VE TAŞIMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

Bir hastalığın, enfekte bir hastadan, hastanedeki diğer hastalara hava yoluyla yayılmasını önlemek için sağlık kuruluşlarında negatif basınçlı izolasyon odalarına ihtiyaç duyulur. Bu durumda şunu da unutmamak gerekir,  enfekte olan hastanın başka kişileri enfekte etmesini engellerken aynı zamanda enfekte olan hastayı da  genel hastane enfeksiyonlarından korumamız gerekir.Bu çifte koruma durumunun  sağlanması için negatif basınç izolasyon odası dizaynında aşağıdaki konuları dikkate almamız gerekir:1) Negatif basınçlı hasta odası 2) Bu hastanın kullanacağı Banyo/Tuvalet 3) Bu Hasta odasına açılan  bir pozitif ön giriş odası oluşturulması4) Hasta odası,  açıldığı ön giriş odasına karşı minimum  5 Pa negatif basınç farkını korumalıdır. 5) Bu negatif basınçlı hasta odasının açıldığı ön giriş odası da  açıldığı koridora karşı minimum 5 Pa pozitif basınç farkını korumalıdır. Bu çalışmada koridorun  atmosfere karşı 5 Pa pozitif olduğunu varsayıyoruz. Bu durumda ön giriş odası her zaman pozitifte kalacağı için bu odayı kullanan hastane personeli içinde güvenli bir alan olacaktır.6) Üfleme ve ekzost filtrelerde H14 Hepa filtre kullanımı ve ayrıca ekzost hepa filtrelerinin de güvenli değişim (safe change) tipinde olması 7) Odalar arası basınç farkının sürekli olarak izlemek için kalıcı olarak monte edilmiş bir görsel cihaza veya mekanizmanın bulunması8) Kapılarda kendiliğinden kapanan cihazların olması gerekmektedir.Epidemi/Pandemi durumlarında izolasyon odalarının kapasiteyi karşılamayıp  diğer normal hasta odalarının izolasyon odası haline getirilmesi gerektiği durumlarda neler yapabiliriz?1) İzolasyon odası önünde bir giriş odası bulunmadığı için hasta odasını açıldığı koridora göre negatif basınca getirmekten başka bir çözüm yoktur. 2) Bu nedenle bu odaların aynı klima santraline bağlı olması ve bu klima santralinin %100 taze hava ile besleme ve ekzost edilmesi gerekmektedir.3) Bu ekzost havasının atmosphere atılacağı yerde eğer yoksa güvenli değişim (safe change) tipinde Hepa filtrenin kurulumu çevre güvenliği açısından çok önemli olacaktır.4) İzolasyon odası haline getireceğimiz odaların açıldığı koridoru, bu koridorun açıldığı komşu alan/koridora karşı pozitif basınca ulaştırabilmek (koridoru taze hava ile şişirerek temiz koridor kavramını uygulamak) 5) İzolasyon odalarını bu temiz koridora gore min 3-5 Pa basınç farkı ile negatif basınca  getirirmek sağlanabilecek en az  güvenlik şartlarını karşılayabilir.Hazırlayan: Ecz. Dilek SunarReferanslar: ASHE Health Facilities Management The Official Magazine Planning and maintaining hospital air isolation rooms   Controlling the spread of infectious diseases is essential to maintaining a safe care environment  February 1, 2017   Martin Herrick, PE, HFDPANSI/ASHRAE/ASHE Standard 170-201728/04/2020

https://yapex.com/izolasyon-odalari-ve-tasimasi-gereken-ozellikler

ACİL SERVİS TRİYAJI

ÖzetAcil servis triyaj sistemi, acil servislere yönelen hizmet talebini ve akışını güvenle sürdürebilmek için kullanılan bir klinik risk yönetim sistemidir. Triyaj uygulaması ile müdahale için bekleyebilecek ve bekleyemeyecek olan hastalar tespit edilir ve tıbbi bakımın öncelikle, en ciddi ve en acil olan olguya sunulması mümkün kılınır. Triyaj sürecinde uygulayıcılar arasında tutarlılık sağlanması ve hasta güvenliğinin sürdürülebilmesi için triyaj kararının bilimsel temele sahip sağlam bir metodolojiye dayandırılması gerekmektedir. Bu amaçla aciliyet düzeyini çeşitli kategorilere ayıran triyaj sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistemlerin kullanılması acil servislerde ölüm ve sakatlık risklerinin düşürülmesi, hasta ve çalışan memnuniyetinin sağlanması, sağlık giderlerinin azalması, hasta akışının ve güvenliğinin sürdürülmesine önemli düzeyde katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte acil servislerde kurumsal, uygulayıcı ya da hastalarla ilgili çeşitli faktörlere bağlı olarak triyaj sürecinde aksamalar görülebilmektedir. Söz konusu aksamalar ise hastaların acil serviste kalış süresinin uzamasına ve acil servislerde kalabalıklaşmaya neden olabilmektedir. Tüm bu sorunların önlenebilmesi noktasında triyaj uygulayıcılarının yetkinliğinin geliştirilmesi ve uygun bir triyaj sisteminin kurulması önem arz eder.   Anahtar kelimeler: Acil servis, Triyaj, Triyaj sistemleriGirişDünya genelinde, acil servislere yönelen hizmet talebi dikkat çekici bir artış göstermektedir. Toplum nüfusu içinde yaşlı oranının büyümesi, salgın hastalıklar, doğal afetler, kaza ve yaralanmalardaki artış bu durumun nedenleri arasında gösterilmektedir (1, 2). Ayrıca acil müdahale gerektirmeyen, basit sağlık sorunları için yapılan başvuruların da bu artışta önemli bir paya sahip olduğu belirtilmektedir (3). Acil servis hizmetlerine yönelen hizmet isteminin sınırlı servis kaynaklarını aşması ve hastaların aciliyet düzeyinin çok geniş bir değişim yelpazesinde dağılması acil servislerde triyaj uygulamasını zorunlu hale getirmektedir (4). Triyaj kelimesi Fransızca “trier” kelimesinden türetilmiştir.  Tarihi süreçte tarım ürünlerini seçmek, ayıklamak, sıraya koymak anlamında kullanılan bu kelime günümüzde ise önemli bir acil sağlık uygulaması ile özdeşleşmiştir (5). Ülkemizde Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğine göre triyaj: “Çok sayıda hasta ve yaralının bulunduğu durumlarda, öncelikli olarak tedavisi ve nakli gerekenlerin tespiti amacıyla olay yerinde ve ulaştırıldıkları her sağlık kuruluşunda yapılan hızlı seçme ve kodlama işlemidir” (6). Acil durum triyajı, kaynakların sınırlı olduğu durumlarda gereksinimler ve yarar görme olasılığı dikkate alınarak hasta ya da yaralıların acil müdahale önceliğinin belirlenmesini sağlar (4,5).  Acil durum triyajı tarihte ilk kez Napoleon Bonaparte dönemindeki Fransız-Rus savaşı (1812) sırasında uygulanmıştır. Savaş sırasında tüm yaralılar için yeterli tedavi ve bakım imkanı olmaması nedeniyle sınırlı tıbbi kaynaklar, durumu ağır olan askerlerin yerine iyileşip savaşa devam edebilecek olanlar için kullanılmıştır (7). Kullanımı savaş alanlarında başlayan acil durum triyajı; zamanla gelişim ve değişim göstererek olay yeri triyajı, askeri triyaj, afet triyajı, hasta yatışlarında triyaj ve acil servis triyajı şeklinde çeşitlilik kazanmıştır (5).Acil servis triyajıAcil servis triyajı; başvuran hastaların değerlendirme ve tedavi için öncelik durumunun belirlenmesine, acil tedavi ve bakımın bu öncelik doğrultusunda verilmesine yönelik bir sınıflandırma sürecidir (8). Bu sürecin bilimsel temele dayandırılması ve olası hataların önüne geçilebilmesi amacıyla triyaj sistemleri geliştirilmiştir (4) . Dünya genelinde 33’ten fazla acil servis triyaj sistemi kullanılmaktadır. Bu sistemlerin çoğunluğu üç, dört ya da beş düzeyli sistemlerdir. Beş düzeyli triyaj sistemlerinin, diğer sistemlere göre daha etkin ve güvenilir olduğu bildirilmektedir. En yaygın olarak kullanılan beş düzeyli triaj sistemleri Aciliyet Şiddeti İndeksi (AŞİ), Manchester Triaj Sistemi (MTS), Avustralya Triaj Sistemi (ATS), Kanada Triaj Sistemi (KTS) şeklinde sıralanabilir. Yapılan bir meta analizde bu sistemlerin, hastaların aciliyet düzeyini belirlemede birbirlerine göre belirgin bir üstünlüğe sahip olmadığı saptanmıştır (9). Manchester Triyaj Sistemi:1994 yılında geliştirilen sistem Avrupa’da ve İngiltere’de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sistemde aciliyet düzeylerinin belirlenmesinde belirli başvuru şikayetleri (öksürük, travma vb) için geliştirilmiş 52 adet algoritma kullanılır. Her bir algoritmada hastaların tıbbi değerlendirme için güvenle bekletilebileceği sürenin belirlenmesinde anahtar role sahip altı durum sorgulanır. Bu durumlar başlangıcın akut olup olmadığı, bilinç düzeyi, vücut ısısı, kanama, ağrı ve yaşamsal tehdit varlığı şeklindedir (10).Avustralya Triyaj Sistemi: 1990’lı yıllarda geliştirilen sistem Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da kullanılmaktadır. Bu sistemde hastalar tıbbi öykü, başlıca belirti ve bulguları dikkate alınarak tıbbi değerlendirme için bekletilebilecekleri süreye göre sınıflandırılır (11). Kanada Triyaj Sistemi: Sistem ATS temel alınarak 1999 yılında geliştirilmiş ve birkaç kez revize edilmiştir. Aciliyet düzeyinin belirlenmesinde ATS ile benzer şekilde tıbbi öykü, başlıca yakınmalar, yaşam bulguları, klinik muayene bulguları ve laboratuar sonuçları gibi klinik tanımlayıcılar kullanılmaktadır. Kanada ve ABD’de yaygın olarak kullanılan sistemin pediatrik hastalar için geliştirilmiş değerlendirilme ölçütleri de bulunmaktadır (12).Aciliyet Şiddeti İndeksi: Acil hekimleri ve hemşireleri tarafından 1999 yılında ABD’de geliştirilmiştir. Ülkemizde Çınar ve arkadaşları (2010) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan sistem, ABD ve Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır. Bu sistemde hastalar başlıca yakınmalar ve kaynak kullanım ihtiyacı temel alınarak kategorilere ayrılmaktadır (13). Ülkemizde acil servis triyajında, 2009 yılından beri Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile kırmızı, sarı, yeşil renk kodlamasına dayanan sistem kullanılmaktadır. Bu sistemde acil servislere başvuran hastalar başvuru yakınmaları, tıbbi öyküleri, belirtilerin şiddeti ve yaşamsal bulguları göz önüne alınarak aciliyet düzeyine göre kategorize edilir (6).  Acil servislerde, triyaj sistemlerinin uygulanması ölüm ve sakatlık riskinin düşürülmesi için yaşamsal önem taşımaktadır (8). Etkin triyaj ile hastaların acil servislerde kalış süresinin azaltılması mümkün olabilmektedir. Böylece acil servis kalabalıklaşması önlenebilmekte ve hasta akışı güvenle sürdürülebilmektedir (14). Başvuranlar içinde tedavi önceliğinin kime ait olduğunun belirlenmesi ve gerekli bakımın gecikmeden verilmesi hasta memnuniyetini arttırmaktadır. Triyaj, bu yönleriyle acil servislerde hizmet kalitesini arttıran bir uygulama olma özelliği taşımaktadır (15). Triyajın servis işlevleri üzerindeki olumlu sonuçlarına ulaşılabilmesi için uygulamanın etkin ve doğru bir şekilde yapılması gerekmektedir. Ancak acil servislerdeki çeşitli unsurlar triyaj sürecini güçleştirebilmekte ve hatalara neden olabilmektedir. Kalabalıklaşma (16), iletişim sorunları ve ekip içi uyumun sağlanamaması bu unsurlar arasında yer almaktadır (17). Hastaların tıbbi öyküleri konusunda hatalı bilgi vermeleri, gerekli belgelerini yanlarında taşımamaları, dil sorunları, şiddet uygulamaları, klinik durumlarıyla ilgili geçmiş deneyimleri ve yanlış tıbbi bilgiye sahip olmaları da triyajda aksamalara yol açabilmektedir (18). Ayrıca fiziksel alanın yetersizliği, personel eksikliği ve güvenlik önlemlerinin yeterince alınamaması da tiyaj sürecinin etkinliğini ve verimliliğini azaltabilmektedir (19).  Triyaj kararı verme süreciTriyaj süreci uygulayıcının yorumlama, ayırt etme ve değerlendirme aşamalarını tamamlayıp hasta için öncelik sırası ve alacağı bakım konusunda karar vermesini kapsar. Bu nedenle triyaj bilgi, tecrübe, problem çözme becerisi, gelişmiş bir sağduyu ve yetenek gerektirir (20). Triyaj uygulayıcıları karar verirken çeşitli stratejiler kullanmaktadır. Bu stratejiler şu şekilde sıralanabilir (21,22):Tümevarım: Bu strateji hastaya ait verileri detaylı bir şekilde toplamayı bu verilere dayanarak hastanın durumu ile ilgili tüm olasılıkları gözden geçirmeyi kapsar. Yeterli tecrübeye sahip olmayan triyaj görevlilerinin sağlam bir karar verebilmesi için oldukça önemlidir. Ancak zaman alan bir yöntemdir.Tümden gelim: Bu stratejisi hasta verilerini alırken eş zamanlı olarak mevcut sorunla ilgili olasılıkları gözden geçirebilmeyi kapsar. Uygulayıcı karar verme sürecini etkileyebilecek olan hasta bilgilerini, mevcut sorunla ilgisi olmayanlardan hızlı bir şekilde ayırır. Bu beceri uzmanlaştıkça kazanılır ve uzmanlığın bir parçası haline gelir.Örüntü tanıma: Özellikle hasta hakkında yeterli bilgi yokken hızlı karar vermeyi gerektiren durumlarda örüntü tanıma stratejisi kullanılır. Örüntü tanıma parçaları analitik bir sağduyu ile bir araya getirme yöntemidir. Klinisyenler hastaların belirti ve bulguları arasındaki ilişkiyi yorumlar ve geçmişte karşılaştığı vakalarla karşılaştırarak hasta hakkında bir karara varır. Bu yetenek tecrübeyle kazanabileceği gibi çoğu zaman sezgiseldir. Henüz yeni başlayan triyaj uygulayıcıları bilinçli problem çözme yöntemini kullanmaya gereksinim duyarken uzmanlaşmış bir triyaj uygulayıcısı örüntü tanıma yöntemini kullanabilir.Zihinsel temsil: Genellikle çok karmaşık vakaları analiz ederken durumu basitleştirmek için olayın zihinde, temsili bir resmini çizmeyi kapsar. Böylece karar vermek için gerekli esas noktaya odaklanmak kolay olur. Sorgulanması gereken bilgileri seçmek ve yanıtlarını bulmak kolaylaşır. Teknolojideki ilerlemelerle birlikte triyajı kolaylaştıracak ve etkinleştirecek çeşitli teknikler ve ürünler geliştirilmektedir. Karar destek sistemleri bu ürünlerin başında gelmektedir (23). Karar destek sistemleri, triyaj görevlilerinin kanıta dayalı güncel bilgileri kullanarak yüksek riskli hastaları belirlemesine yardımcı olmaktadır. Böylece aciliyet düzeyinin saptanmasındaki hata riski azaltılabilmektedir (24). Bu tür uygulamaların gelecekte çok daha fazla kullanılacağı ve yaygınlaşacağı düşünülebilir. HAZIRLAYANLAR:Dr. Perihan ŞİMŞEK, Prof. Dr. Abdülkadir GÜNDÜZKaynaklar:1) Kawano T, Nishiyama K, Anan H, Tujimura Y (2014). Direct relationship between aging and overcrowding in the ED, and a calculation formula for demand projection: a cross-sectional study. Emergency Medicine Journal 31(1): 19–23. 2) ER Visits Increase To Highest Recorded Level, American College Of Emergency Physician. Emergency physicians [online]. Available from: http://newsroom.acep.org /2017-09-13-ER-Visits-Increase-To-Highest-Recorded-Level. [Accessed 12 July 2019].3) Ismail, S. A., Gibbons, D. C., & Gnani, S. (2013). Reducing inappropriate accident and emergency department attendances: British Journal of General Practice, 63(617), e813–e820. doi:10.3399/bjgp13x6753954) Christ, M., Grossmann, F., Winter, D., Bingisser, R., & Platz, E. (2010). Modern triage in the emergency department. Deutsches Ärzteblatt International, 107(50), 892.5) Iserson KV, Moskop JC (2007). Triage in medicine, part I: Concept, history, and types. Annals of Emergency Medicine 49(3):275-281. 6) T.C. Resmi Gazete. Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ.  16.10.2009. Sayı: 27378, Başbakanlık Basımevi, Ankara 7) Nakao H, Uka, I, Kotani J. (2017). A review of the history of the origin of triage from a disaster medicine perspective. Acute Medicine & Surgery 4(4): 379-384.8) Farrohknia N, Castrén M, Ehrenberg A, Lind L, Oredsson S, Jonsson H, Asplund K, Göransson KE (2011). Emergency department triage scales and their components: A Systematic review of the scientific evidence. Scandinavian Journal of Trauma Resuscitation and Emergency Medicine 19(42): 1-13. 9) Zachariasse JM, van der Hagen V, Seiger N, Mackway-Jones K, van Veen M, Moll HA (2019). Performance of triage systems in emergency care: a systematic review and meta-analysis. British Medical Journal Open 9(5): 1-9.10) Review of the Manchester Trıage System Erişilebilir: https://nipec.hscni.net/download/projects/previous_work/provide_adviceguidanceinformation/review_manchestertriage/publications/ManchesterTriage-Report.pdf. Erişildi:23.04.202011) Guıdelines on The Implementatıon of The Australasian Triage Scale in Emergency Department, Erişilebilir: Shttps://acem.org.au/getmedia/51dc74f7-9ff0-42ce-872a-0437f3db640a/G24_04_Guidelines_on_Implementation_of_ATS_Jul-16.aspx Erişildi:23.04.202012) Bullard MJ, Unger B, Spence J,  Grafstein E (2008). Revisions to the Canadian Emergency Department Triage and Acuity Scale (CTAS) adult guidelines. CJEM 10(02): 136–142. doi:10.1017/s148180350000985413) Çınar O, Çevik E, Salman N, Cömert B (2010). Emergency Severity Index Triaj Sistemi ve bir üniversite hastanesi acil servisinde uygulama deneyimi. Türkiye Acil Tıp Dergisi 10(3):126-131.Şimşek DÖ (2018). Triaj sistemlerine genel bakış ve Türkiye’de acil servis başvurularını etkileyen faktörlerin lojistik regresyon ile belirlenmesi. Sosyal Güvence Dergisi 7: 84-115.14) Partovi SN, Nelson BK, Bryan ED, Walsh MJ (2001). Faculty triage shortens emergency department length of stay. Academic Emergency Medicine 8(10): 990-995.15) Arslan FE, Olgun N. Erişkinlerde acil bakım triyaj: Acil bakımda önceliklerin belirlenmesi. Akademisyen Yayınevi, 2014, Ankara, Sayfa: 65-95.16) Chen LC, Lin CC, Han CY, Hsieh CL, Wu CJ, Liang HF (2018). An interpretative study on nurses' perspectives of working in an overcrowded emergency department in Taiwan. Asian Nursing Research 12(1): 62-68. 17) Bijani M,  Khaleghi AA (2019). Challenges and Barriers Affecting the Quality of Triage in Emergency Departments: A Qualitative Study. Galen Medical Journal, 8:1619.18) Lyons M, Brown R, Wears R (2007). Factors that affect the flow of patients through triage. Emergency Medicine Journal, 24(2): 78–85. doi:10.1136/emj.2006.03676419) Melton N, Mitchell M, Crilly J, Cooke M (2014). Patient characteristics and institutional factors associated with those who "did not wait" at a South East Queensland Emergency Department: who are those who "did not wait" in ED? Australasian Emergency Nursing Journal J 17(1): 11-18. 20) Al-Johani AN, Aloufi AH, Mariwa RZ, Al-Omari AA (2019). The Effective Communication In Nursing Triage. Trends in Social Sciences, 1(3): 1-6.21) Emergency Triage, Machester Triage Group. 2. Bskı. Yayıncı:    John Wiley & Sons, 2008. ISBN: 0470757280, 9780470757284, sayfa:122) Emergency Triage: Manchester Triage Group Advanced Life Support Group. Editörler: Kevin Mackway-Jones, Janet Marsden, Jill Windle. Yayıncı    John Wiley & Sons, 2014. ISBN: 111829906X, 9781118299067, sayfa: 6-9.23) Stone EL (2019). Clinical decision support systems in the emergency department: opportunities to ımprove triage accuracy. Journal of Emergency Nursing 45(2): 220-222. 24) Bennett P, Hardiker NR (2017). The use of computerized clinical decision support systems in emergency care: a substantive review of the literature. Journal of the American Medical Informatics Association 24(3): 655-668.

https://yapex.com/acil-servis-triyaji

MOBİL STERİL TESİSLER

Steril oda (tesis), genel olarak operasyon odaları ve yoğun bakım üniteleri gibi hastane bölümlerinde, oda hava kalitesi, hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde ve hastalar ile hastane çalışanlarının ortam havasını kirleten çeşitli kimyasal ve mikrobiyolojik ajanlardan korunmasını sağlayan bir yapı olarak tanımlanabilir.Günümüzde tüm dünya ile birlikte yaşadığımız acil durum olarak tanımlanan COVID-19 Pandemisi ile birlikte yoğun bakım ünitelerine ihtiyaç duyulmakta ve mevcut üniteler birçok ülkede yeterli olmamaktadır.Pandeminin oluşturduğu kriz ile birlikte acil olmayan operasyonlar ve poliklinik hizmetleri ertelenmiş veya durdurulmuştur.Salgının tüm dünyada büyümesi operasyon odaları ve yoğun bakım üniteleri özelliklerine haiz taşınabilir ve düşük maliyetli bir mobil steril tesisleri gündeme getirmiştir.Cerrahi girişim veya tedavi bölümlerinde enfeksiyonunun önlenmesinde hava dezenfeksiyonu oldukça önemlidir. Bu bölümlerde, koridorlara ve diğer komşu alanlara göre pozitif basınç sağlanması, havalandırma sistemlerinde iki ayrı filtre sisteminin bulunması, havanın yüksek etkinliğe sahip bir filtre olan High Efficiency Particulate Air filter (HEPA)’den geçirilmesi, laminar hava akımı sağlanması oda hava kalitesi için önem arz etmektedir.Hastanelerde, acil yardım ünitelerinde steril oda eksikliği veya yetersizliği bağışıklık sistemi zayıf olan hastaların tedavisini güçleştirmektedir. Mevcut sistemlerin kurulumu yer ve maliyet açısından büyük bir problem oluşturmaktadır.Bu problemlere çözüm sunan konteynır yapısında mobil steril tesisler bulunmaktadır. Pandemi günlerinde özellikle hastalığın, enfekte bir hastadan hastanedeki diğer hastalara veya sağlık çalışanlarına hava yoluyla yayılmasını önlemek için sağlık kuruluşlarında negatif basınçlı izolasyon odalarına ihtiyaç duyulmaktadır.İzolasyon odası tasarlanırken 3 özellik (negatif basınçlı hasta odası, hastanın kullanacağı banyo/tuvalet, pozitif ön giriş odası) oluşturulmadır. Mobil Steril Tesisin ÖzellikleriHasta odasının açıldığı ön giriş odasına karşı minimum  5 Pa negatif basınç farkını korumalıdır.Ön giriş odası da açıldığı koridor/bölüme karşı minimum 5 Pa pozitif basınç farkını korumalıdır. Ön giriş odası her zaman pozitifte kalmalıdır. Bu oda sağlık çalışanları için güvenli bir alan yaratacaktır.Üfleme ve ekzost filtrelerde H14 Hepa filtre kullanımı ve ayrıca ekzost hepa filtrelerinin de güvenli değişim özelliğinde olmalıdır.Odalar arası basınç farkının sürekli olarak izlenmelidir. Odalar arası kapılar da kendiliğinden kapanan özellikte olmalıdır.Pandemi Durumlarında Hastanenin Diğer Bölümlerinin Steril Oda veya İzolasyon Odası Haline GetirilmesiPandemi gibi afet ve acil durumlarında, evde bakım hizmetlerinde veya bunların yanında izolasyon odası olarak kullanılmak üzere enfeksiyonlarının önlenmesinde ve hastalar ile hastane çalışanlarının ortam havasını kirleten çeşitli kimyasal ve mikrobiyolojik ajanlardan korunmasını sağlayan özellikleri taşıyan kolay kurulabilen, her türlü arazi şartlarına uygun ve taşınabilir çadır formatında bir mobil steril tesis geliştirilmiştir.Çadır Tipi Steril Oda veya İzolasyon Odası ÖzellikleriBu tarz yapılar iki bölmeli olacak şekilde tasarlanmış olup önünde bulunan giriş odasına göre hasta odası negatif basınca getirilmelidir.Bu ekzost havasının atmosphere atılacağı yerde eğer yoksa güvenli değişim (safe change) tipinde Hepa filtrenin kurulumu çevre güvenliği açısından çok önemli olacaktır.İzolasyon odası haline getireceğimiz odaların açıldığı koridoru, bu koridorun açıldığı komşu alan/koridora karşı pozitif basınç sağlanmalıdır.İzolasyon odalarını bu temiz koridora göre asgari 3-5 Pa basınç farkı ile negatif basınca  getirmekle en az  güvenlik şartları karşılanabilir.   Hazırlayan: Onur YOLAY Biyolog  Bezmialem Vakıf Üniv. TTO Müdürü ReferanslarPlanning and maintaining hospital air isolation rooms. 2017, Martin Herrick. ASHE Health Facilities Management The Official Magazine.Hospital Operating Room Re-Design, EP1902184B1 numaralı Avrupa Patent Dokümanı. Avrupa Patent Ofisi 2016/15 Bülteni.Retrofitting an existing room for negative isolation. 2017, Martin Herrick. ASHE Health Facilities Management The Official Magazine.Standards for Clean Rooms. American Society for Testing and Materials.Mobil Steril Oda. TR 2016 19898 B numaralı Türkiye Patent Dokümanı. Türk Patent ve Marka Kurumu 2019 Ağustos Bülteni.

https://yapex.com/mobil-steril-tesisler

OTELLERE SERTİFİKASYON ALMALARI İÇİN 'İZOLASYON ODASI' ŞARTI GETİRİLDİ

Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Kovid-19'la mücadele sürecinde, turistik tesislerin "Sağlıklı Turizm Sertifikasyonu" alabilmeleri için kriterler belirlenirken, "izolasyon alanları ve odaları" oluşturma şartı, kriterlerin başında yer aldı. AA muhabirinin, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının internet sitesinde yer alan "Konaklama tesisleri, yeme ve içme tesisleri için pandemi süresince yapılacak Kovid-19 ve hijyen uygulama şartları"ndan derlediği bilgiye göre, ulaşım ve konaklama tesisleri, sağlıklı bir tatil için gerekli önlemleri yerine getirecek, sertifikasyon almaya teşvik edilecek ama mecbur tutulmayacak.  Turistik işletmeler, ulusal veya uluslararası hijyen ve temizlik malzemesi tedarikçisi kuruluş iş birliğinde, Bakanlıkça belirlenen kurum veya kuruluş tarafından yapılacak denetim sonucunda belirlenen şartları taşımaları halinde belgeyi alabilecek. Turistik işletmelerin, tüketicinin beklentilerini karşılayarak olumlu algı ve rekabet üstünlüğü yakalamaları için öncelikle tüm süreci yönetecek bir yönetici görevlendirmeleri, tüm departmanlarına yönelik protokoller hazırlamaları, çalışanlara bu konularda eğitim verilmesini sağlamaları, hijyen ve dezenfeksiyon ile sosyal mesafe konusunda etkin çalışma yürütmeleri hedefleniyor. Oteller sertifikasyon için sosyal mesafe planı hazırlayacak Oteller, misafirin otele girişinden acil durum ve izolasyona kadar farklı başlıklarda 132 kriteri şartları yerine getirerek sertifika alacak. Buna göre, sertifika almak isteyen tesisler, tüm departman ve birimleri için hijyen uygulamalarını kapsayan protokoller hazırlayacak. Otellerde, sosyal mesafe planı hazırlanacak. Ortak kullanım alanlarında alkol bazlı el antiseptiği veya dezenfektanı bulunacak. İşletme bünyesinde görev alan çalışanlara, uygulanacak plan ve protokoller konusunda periyodik temel eğitimler verilecek. Otel çalışanlarına günde iki defa vücut ısısı ölçümü yapılacak Kovid-19 ve hijyen uygulamalarına ilişkin personel alanları ve genel alanlara duvar şemaları asılacak. Hazırlanan duvar şemalarının en az 3 dilde çevirisi yapılacak. Tesiste, koruyucu kıyafet ve ekipman ile tesis girişinde de maske hazır bulundurulacak. Çalışanların işe giriş ve çıkışlarında vücut ısısı ölçümleri termal sensörle yapılarak, biyometrik yüz tanımları aynı anda kayıt altına alınacak ve takibi sağlanacak. Tesis personeline müdahale planı Otellerde, acil durumlar ile hasta, semptomlu ve şüpheli vaka tespit edilmesi halinde ulaşılacak kişi ve kurumlar belirlenecek. Misafirlerin otele girişte ve konaklamaları sırasında öksürme, halsizlik, yüksek ateş gibi hastalık durumu göstermeleri halinde tesis personelinin müdahale planı oluşturulacak. Otel içerisinde acil durumlarda izolasyon alanları ve odaları oluşturulacak. İzolasyon alanlarının kullanımı ve tahliyesi sonrasında temizlik şartları belirlenecek ve temizlik uygulamaları kayıt altına alınacak. Otellere termal kamera Gelen ziyaretçilerin termal kamera veya temassız termal sensörlü ateş ölçerlerle vücut sıcaklığı kontrolleri gerçekleştirilerek yüz görüntüleriyle kayıt altına alınması sağlanacak. Sıcaklık aralığı haricinde bir tespit mevcut ise değişimler de kayıt altına alınacak. Tesis çalışanları MEB onaylı Hijyen Eğitimi Sertifikasına sahip olacak. Kovid-19'lu hastanın odasındaki eşyalarına da izolasyon Oteller, acil durumlar ile hasta, semptomlu veya şüpheli vaka tespit edilmesi halinde uygulanacak protokolü, ulaşılacak kişi ve kurumları belirleyecek. Misafirlerin otele girişte veya konaklamaları sırasında herhangi bir hastalık belirtisi göstermeleri halinde (öksürme, halsizlik, yüksek ateş gibi) personelin, müdahale planı hakkında bilgisi olacak. Kovid-19 teşhisi konulan misafirin odasındaki nevresim, çarşaf, havlu gibi tüm tekstil malzemesi ayrı ayrı poşetlere konularak çamaşırhane veya otel dışında çamaşır yıkama hizmeti alınan firmaya iletilerek, bu ürünlerin diğer malzemelerden ayrı olarak yıkanması sağlanacak. Tesis çalışanları, kendilerinde Kovid-19 şüphesi duyduklarında veya hastalık belirtisi gösterdiklerinde durumu tesis yöneticisine bildirecek. Otellerdeki oda ve havlu kartları dezenfekte edilecek Misafirin otele giriş işlemleri, sosyal mesafe konusunda bilgilendirilmesi, bulaşı riski dikkate alınarak misafirin valiz veya eşyalarının kendisi veya belboy tarafından taşınacağına ilişkin bilgilendirmeye yönelik protokol hazırlanacak. Resepsiyonlarda alkol bazlı el antiseptiği veya dezenfektanı, koruyucu ekipmanlar bulundurulacak. Misafirlerin yapacağı ödemelerde, nakit ödeme yerine mümkün olduğunca temassız pos cihazları, online ödeme gibi yöntemler tercih edilecek. Oda kartı veya anahtarı, havlu kartı, kalem, resepsiyon zili gibi ekipmanların kullanım tekrarı olması durumunda dezenfeksiyonu gerçekleştirilerek uygun şekilde muhafazası sağlanacak. Odalar her misafir sonrası dezenfekte edilecek Odalardaki su ısıtıcıları, televizyon ve klima kumandaları misafirler otelden ayrıldığında dezenfekte edilecek. Odalarda şampuan, sabun, duş bonesi, bardak, tabak, çatal, bıçak takımları gibi malzemelerin tek kullanımlık olması için düzenleme yapılacak. Mutfaklar, otel yönetimi tarafından hazırlanmış bir temizlik protokolüne sahip olacak. Bu protokole göre gerçekleştirilen uygulamalar kayıt altına alınacak. Mutfaklarda tüm gıdalar temiz, gıdaya uygun nitelikte bir ekipman ile ve üzeri kapalı olarak depolanacak. Masalar arasına en az 1,5 metre kuralı Masalar arasında en az 1,5 metre, sandalyeler arasında ise 60 santimetre mesafe bırakılacak. Yeme ve içme alanlarında servis ekipmanları servis öncesi ve sonrası düzenli olarak temizlenecek. Otellerde ortak kullanımdaki çay ve kahve makinası, sebil, içecek makinası ve benzeri cihazlar kaldırılarak, misafirlere bir görevli aracılığıyla bu cihazlardan içecek verilmesi sağlanacak. Yemek masaları ve mobilyalarının, masa üstü ekipmanlarının (tek kullanımlık olanlar hariç) alkol bazlı ürünler ile temizlikleri her müşterinin kullanımı sonrasında gerçekleştirilecek. Açık büfede yemekleri görevliler servis edecek Masa üzerinde tek kullanımlık tuzluk, biberlik, peçetelik bulunacak. Açık büfe uygulamasının sürdürülmesi durumunda, büfede bulunan yiyeceklerin misafirler tarafından alınmaması ve yiyeceklerle temas kurulmamasına yönelik bir cam siperlik bulunacak. Önlemler dahilinde bir görevli tarafından, istenen yiyeceklerin misafire verilmesi sağlanacak. Havuz ve plajlar Sertifikasyon için, havuz suyundaki klor seviyesinin açık havuzlarda 1-3 ppm, kapalı havuzlarda ise 1-1,5 değerlerinde tutulması istenecek ve bu değerlerin periyodik olarak kayıt altına alınması talep edilecek. Havuz ve plaj çevresindeki tuvaletler, duş ve soyunma kabinleri sık sık temizlenecek ve dezenfekte edilecek. Bu çalışmalar kayıt altına alınacak. Sauna ve hamama 30 dakika sınırlaması Sauna, hamam, buhar banyosu gibi alanların kullanım süresi en çok 30 dakika ile sınırlandırılarak sonrasında en az 15 dakika, alanın temizlenmesi için düzenleme yapılacak. Bu alanlara giriş çıkış saatleri ile kişi sayısı sınırlandırması yapılacak, ilgili alanları kullanan misafirler kayıt altına alınacak. SPA içerisinde uygun hava kalitesi sağlanarak, nem oranı kontrol altına alınacak. Kese, sabun, duş jeli, şampuan gibi malzemelerin mümkün mertebe tek kullanımlık olması sağlanacak. (AA) Bakınız: İzolasyon Odaları ve Taşıması Gereken Özellikler Kaynak: http://www.tourexpi.com/tr-tr/news.html~nid=162255&u=1f00fdf0c1f5623348e716fafe04cd87&frmnw

https://yapex.com/otellere-sertifikasyon-almalari-icin-izolasyon-odasi-sarti-getirildi

YAPAY ZEKA AŞI GELİŞTİRMEDE NASIL DAHA FAZLA HIZ VE DOĞRULUK SAĞLAYABİLİR?

Tıp alanında son otuz yılda muazzam gelişmeler olsa da insan vücudu hakkında hala henüz keşfetmediğimiz çok şey var. Sağlık sektörünün misyonu bu nedenle tıp alanındaki kolektif anlayışımızın ön cephesinde sürekli şekilde denemeler yapmaktır. Bulaşıcı hastalıklara karşı atılacak adımlar bunun sadece bir tarafı fakat küresel sağlık ve yaşam beklentisini iyileştirmek açısından çok önemli bir bölümü kapsıyor.Akut hastalıkları kronik hastalıklardan ayıran en önemli konu aciliyet durumudur. Yeni bir tür hastalık ortaya çıktığında hastalığın viral doğası, modern toplumların birbiriyle olan bağlantısallığıyla birlikte tedavi gerektiren vaka sayılarında katlanarak ilerleyen çok hızlı artışlara neden olabilir. Bu hem hükümetlerin hem de sağlık altyapılarının üzerinde çok ciddi bir baskı oluşturur. Çünkü normal sosyal ve ekonomik yaşan tekrar devam edebilsin diye salgının yayılmasını önleyici tedbirler alınması gerekir ve tedaviler uygulanmak zorundadır. İlaç sektörü şirketleri burada çok kritik bir rol oynuyor. Yapay zeka (AI) ve diğer gelişmiş analitik teknolojilerin kullanımı sayesinde ilaç şirketleri tedavilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına giden süreci hızla ivmelendirebilir. Aşı geliştirme sürecine hangi aşamalar dahil? Bulaşıcı hastalıkların yarattığı aciliyet durumu bir aşı bulunmasına yönelik süreçleri kendiliğinden hızlandırıyor. Sağlık profesyonellerine etkin bir tedaviyi olabildiğince hızlı ulaştırma ihtiyacı ve buna bağlı olarak hızlı adımlar atılmasına yönelik ihtiyaç, araştırmacılar ve doktorlardan düzenleyici otoriteler ve üreticilere birçok kurumu birleştiriyor ve harekete geçiriyor. Bu gruplar yorulmadan ve kararlı bir hedef için çalışsa bile aşı geliştirmenin tüm süreçleri yılları bulabiliyor. Bir tedavinin piyasaya sunulmaya hazır hale gelmesinden önce birçok adım var. Bu adımlar şöyle: Araştırma aşaması; Aday aşıların kısa listeye alınması için binlerce bileşenle yapılan çalışmalar ve bağışıklığın nasıl tepki verdiğine ilişkin araştırmalarKlinik deney öncesi aşama; Gerekli antijenlerin belirlenmesi ve aşı konsept ve tasarımına dönüşmesi için yapılan laboratuvar analizleriKlinik geliştirme; aşının farklı karakterdeki test grupları üzerinde denenmesiOtoritelerin gözden geçirmesi ve onayı; aşının güvenliğinin onaylanması ve sağlık düzenlemeleriyle uyumunun teyit edilmesiÜretim ve kalite kontrol; kitlesel dağıtıma hazırlık için aşının geliştirilmesiÜretilen aşının etkinliği ve güvenliğini sağlamak, yan etkilerinin düzgün bir şekilde anlaşılması ve hastalık riski yeterli oranda minimize edilene kadar tutarlı ve ölçeklendirilebilir şekilde üretilebilmesi için tüm bu adımlar şart. Geçmişte bu sürecin karmaşıklığı, düzenlemeler ve her bir aşamadaki maliyetler ortaya çıkan sağlık sorunlarına verilen tepkileri yavaşlattı. Şimdi yapak zeka alanındaki gelişmiş teknolojiler sayesinde tedavileri sahaya ulaştırdığımız süreçleri hızlandırma fırsatımız var. AI bu sürece nasıl katkı sağlayabilir? Aşı geliştirilmesi gibi karmaşık bir konuda geceden sabaha bir gelişmeyi asla bekleyemeyiz. Fakat bu süreci aksatan bazı kısıtları ve darboğazları ortadan kaldırmak konusunda bir şeyler yapabiliriz. Veri analitiği otomasyonundaki gelişmeler ve her bir keşif safhasında ne olduğuna ilişkin görselleştirmelerin iyileştirilmesi bazı verimsizlikleri ortadan kaldırabilir, aşı geliştirme sürecini hızlandırmaya yardımcı olabilir ve yüksek ölçekte üretim için operasyonları kolaylaştırabilir. İşte her aşamada AI teknolojilerinin oynayabileceği roller: Araştırma/klinik deney öncesiİlaç keşfinin ilk fazları genelde daha önceki çalışmaları ve tedavileri temel alarak aday aşıları filtreleme süreci içerir. Araştırmacılar muazzam büyüklükteki dijital veri kütüphanelerini işlemek için AI kullanabilirler (binlerce ilaç bileşeninin özelliklerini analiz etmek gibi adımlarda). Ve potansiyel tedavi adaylarına giden bu süreçte manuel işlemlerden çok daha kesinlik sağlanacaktır. AI bu aşamalarda karmaşık insan verisinden oluşan DNA dizilimleri için de kullanılarak klinisyenlerin genetik uyum ve bağışıklık tepkisi testlerini yapmalarına olanak sağlar. Klinik geliştirme ve deneylerUygun bileşenler belirlendikten sonra süreç bu bileşenleri test etmeye geliyor. Farklı hastalar yaş ve tıbbi geçmiş gibi farklı etkenler nedeniyle tedavilere farklı tepkiler gösterir. Bu nedenle testler hastaların tedaviye kötü bir tepki verebileceği marjinal vakaları dahi kapsayacak kadar kapsamlı olmalıdır. Derin öğrenme algoritmaları konusunda öğrenim görerek araştırmacılar bu testleri de daha önce hayal bile edilemeyecek hızda gerçekleştirebilirler - aday aşıyı fiziksel olarak denek hastalara uygulamadan önce dahi testler yapılabilir. Bu algoritmalar bulaşıcı hastalıklarla savaşacak antikorları belirlemek ve örneklendirmek için de kullanılabilir - hız ve maliyette ciddi iyileşmeler de sağlayarak. Gelişmiş analitik ve veri görselleştirme ile insan vücudunun potansiyel aşıya olan tepkisi daha hızlı belirlenerek testlerin daha hızlı olması sağlanabilir ve daha düşük hata oranlarıyla daha karmaşık analizler yapılabilir.  Üretim ve QAAşı ürünlerinde otorite onaylarından sonra, aşının dünya genelinde hastane ve kliniklere dağıtılmak üzere geliştirilmesi için bir yarış başlar. Bu safhanın, aşıyı üreten üreticiler üzerinde ciddi operasyonel sonuçları olur, üretim kapasitesi, ürün kalitesi ve optimum ambalaj çözümü gibi konularda çok hızlı kararlar verilmesi gerekir. AI ve sensör temelli teknolojilerin gücünü birleştirerek üreticiler granüler (taneli) verileri geniş tedarik zincirinde verime dönüştürebilirler. Bu sayede üretim sürecindeki talep-arz uyumsuzluklarından kaçınılmış olur ve ürünlerin dağıtım sırasında bozulma riski minimize edilir. İhtiyaç anında daha hızlı tedavilerBir virüs salgını politika yapıcılarından sağlık otoritelerine, doktorlardan üreticilere kamu sağlığı yönetimindeki herkes için benzeri görülmemiş zorluklar teşkil edebilir. Politika yapıcılar ve sağlık otoriteleri enfeksiyonun testi için hızlı eyleme geçebilirken, doktorlar ve üreticiler ise daha hızlı tedavi sunma baskısı altındadır. Bir aşı geliştirilmesi sürecinde yeni verimlilikler elde etmek belirli vakaların tedavilerinde kayda değer fark yaratarak sağlık altyapıları üzerindeki baskıyı azaltabilir ve daha iyi iyileşme oranlarına katkı sağlar. AI yetkinlikleri aşı/tedavi geliştirme tarafındaki oyuncuların baskı altında daha hızlı eyleme geçebilmesine olanak sağlar. Derin öğrenme gibi teknikler ve gelişmiş veri görselleştirme gibi teknolojiler yeni virüslere uygun tedavileri araştırırken karşılaşılan karmaşıklıkların giderilmesine olanak sağlar ve mevcut araştırmaları dayanak almaları sürecini kolaylaştırır. Üretim ve dağıtım tarafında da AI kullanımıyla faydalar sağlanabilir; Üreticiler ilaçların bu kadar belirsiz koşulların olduğu bir durumda bile piyasaya hızlı bir şekilde ulaştırılmasında çok önemli bir rol oynar. İlaç üretiminde AI’nin rolü hakkında daha fazla bilgi almak için www.rockwellautomation.com    

https://yapex.com/yapay-zeka-asi-gelistirmede-nasil-daha-fazla-hiz-ve-dogruluk-saglayabilir

ÜNİVERSİTE TEMİZODALARINDA SOSYAL MESAFEYE DAYALI ÇALIŞMA ESASLARI VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Dünya Sağlık örgütünün 11 Mart tarihli bildirgesinde açıkladığı Covid 19 Pandemisi ilanı üzerine mevcut laboratuvar çalışmaları tekrar gözden geçirilmeye başlandı. Yüksek Öğrenim kurumun 13 Mart tarihli bildirgesi ile de tüm fonksiyonlar acil durum planlarına uygun olarak tekrar düzenlendi veya gerektiği durumlarda faaliyetlere son verildi.Son dönemde açıklanmış olan  normalleşme süreci planlamalarına dayanarak laboratuvarlara ve kampüse geri dönülmesi umut edilmektedir. Bu süreç kapsamında çalışma faaliyetlerinin nasıl gerçekleştirileceğine dair sosyal mesafeye dayalı çalışma esaslarının ve alınması gereken önlemlerin planlanması gerekmektedir.Öncelikli olarak:a) Laboratuvar yöneticilerinin önceliklendirmesine göre faaliyete açılacak alanların planlanmasıb) Laboratuvar çalışmalarının gerçekleştirilmesi sırasında gözetilmesi gereken minimum sosyal mesafeye göre alanda aynı anda çalışabilecek optimum kişi sayısının belirlenmesic) Laboratuvar yeteneklerine göre hizmet verecek ekipman/cihazların belirlenmesid) Hizmet verecek ekipman/cihazların standart kullanım prosedürlerine göre gerekli minimum çalıştırma isterlerinin belirlenmesi  (bina gereklilikleri-elektrik-su-gaz-havalandırma)e) Kişi/çalıştırma isterlerine göre günlük çalışma vardiya sisteminin oluşturulması tavsiye olunur.Bu listeye göre hangi alanda, hangi kişilerin, hangi ekipmanları hangi gün ve saatte çalıştırabileceğinin planı yapılabilir.ASHREA’nin COVID 19 rehberinde bildirilen iyi uygulamalar kılavuzuna göre özellikle hava yoluyla bulaşı riskinin en düşük seviyeye indirilmesi için gerekli önlemlerin alınması tavsiye edilmektedir. Bu anlamda üniversite kampüslerinde bulunan temizoda alanlarında araştırma faaliyetlerinin devam ettirilebilmesi için yapılabilecekler aşağıda ayrı olarak düşünülebilir:a) Pozitif havalandırmanın esas olduğu temizodalarda havalandırma planlarının gözden geçirilip, personel bulaşı riskinin en aza indirilebilmesi amacıyla giyinme/soyunma odalar ve malzeme transfer alanlarındaki prosedürler tekrar düzenlenmeli ve sınırlı insan trafiğine izin verilmelidir.b) Temizoda giysilerinin günlük tek kullanımlık elbiseye çevrilmesi ve/veya kişisel kullanıma verilen dayanıklı temizoda giysilerinin kullanım sonrası her gün dezenfeksiyonu, yedeklenmesi veya yapılamıyorsa kapalı, hava geçirmez torbalarda saklanması sağlanmalıdır.c) Ortak kullanılan tüm kişisel koruyucu ekipmanlar bireysel hale getirilmelidir (yüz siperliği/ gözlük gibi).d) Eldiven, bone, maske gibi yoğun kullanılan kişisel koruyucu ekipmanlar temizoda girişinde soyunma odasının imkan verdiği ölçüde birbirinden ayrı şekilde kullanıcıya sunulmalıdır.e) Kullanıcıların temizodaya girişlerinden önce kullanmakta oldukları eldiven ve hijyenik maskeleri değiştirmeleri zorunlu tutulmalı ve bu atıkların bulaşısı yüksek riskli atık seviyesinde bertarafı sağlanmalıdır.f) Hava duşuna her seferde sadece tek bir kişinin girmesine izin verilmelidir.g) Alanda kullanıcıların değdiği tüm yüzeylerin günlük çalışma öncesi dezenfeksiyonu sağlanmalıdır.h) Yoğun kimyasal gerektiren çalışmalar, sosyal mesafe ve vardiya koşullarına bağlı olarak ayrı olarak planlanmalıdır.i) Bakım & Onarım faaliyetleri sırasında olabilecek hava dalgalanmalarına karşı aksiyon planı hazırlanmalıdır.j) Temizoda klimaları/havalandırma istasyonlarında kullanılan filtrelerin değişimlerinde tehlikeli atık prosedürü uygulanmalıdır.k) Temizoda atık hava plenumu olarak kullanılan alanlarda N95, FFP2/FFP3 tipi maskenin kullanımı zorunlu tutulmalıdır.l) Negatif basınçlı alanlarda egzoz emiş noktalarının önlerindeki/üzerlerindeki engellerin kaldırılması, personelin bu noktalarda en düşük seviyede bulunmasına özen gösterilmelidir.Bu önlemlerden farklı olarak, sosyal mesafeye uygun çalışma koşulları yaratılmalıdır. Dünya Sağlık örgütünün bildirdiği iyi uygulamalar rehberlerine göre:a) Maskesiz kişilerin ortak alanları kullanmasına izin verilmemelidir.b) Ofis alanları ve ortak alanlarda malzeme paylaşımı en düşük seviyeye indirilmelidir.c) Tüm toplantılarda internet uygulamalarının kullanılması özendirilmelidir.d) El, yüz hijyeni sağlanması amacıyla ortak alanların giriş ve çıkışlarında kişisel kullanıma uygun dezenfektan üniteleri bulunmalıdır.e) İdari/akademik personelin sağlık durumları yakından incelenmeli, hastalık emaresi bildiren çalışanların en kısa sürede uzman sağlık personeline başvurması sağlanmalıdır.Yukarıda tavsiye edilen bu önlemlerin gerekliliği ve uygulanabilirliği uzman kişilerce tekrar değerlendirilmeli, ek önlemler ve uygulamaların gerekebileceği gözden kaçırılmamalıdır. İş destek ve devam protokolleri bu önlemlere göre tekrar planlanmalı ve aksiyonlar süreçlenmelidir. Burak Birkan, Ph.Dbbirkan@gmail.com1 https://www.who.int/dg/speeches/detail/who-director-general-s-opening-remarks-at-the-media-briefing-on-covid-19---11-march-20202 https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2020/coronavirus_bilgilendirme_1.aspx3 https://www.ashrae.org/file%20library/technical%20resources/covid-19/eiband-airbornetransmission.pdf4 https://www.jdcooling.com/covid-19-cleanroom/5 https://www.who.int/who-documents-detail/getting-your-workplace-ready-for-covid-19-how-covid-19-spreads  

https://yapex.com/universite-temizodalarinda-sosyal-mesafeye-dayali-calisma-esaslari-ve-alinmasi-gereken-onlemler

COVID-19 SONRASI DİJİTAL SAĞLIK

COVID-19 tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık alanında tüm sektör paydaşlarının sağlığa yeni bir bakış açısı edinmelerini sağladı. Uzun zamandır yavaş yavaş adımları atılan bir çok dijital sağlık teknolojisi salgınla birlikte birden atılım gösterdi ve yapılan yatırımların meyvesi toplanmaya başlandı. Önümüzdeki dönemde sağlığın öneminin artacağı şüphesiz. Yine başka şüphe götürmeyen başka bir konuda hem devlet ve özel sektörün hem de bireylerin artık bazı sağlık hizmetlerini hastaneye gitmeden almak isteyecekleri. Bu noktada hali hazırda bekleyen bir çok tele-tıp ve yapay zeka çözümü zaten mevcut. Bu çözümlerin bir an önce pratiğe dönüşmesi ve sahada kullanımı için gerekli adımlar atılacaktır diye umuyorum.COVID-19 süreci sonrası dijital sağlığın nasıl şekilleneceğine, aslında COVID-19 sonrası diye bir kavramdan bahsetmemiz biraz zor, hep birlikte bakalım.Veri Gizliliği ve GüvenliğiHer ne kadar COVID döneminde bir çok devlet uygulaması sağlık verilerinin gizliliği konusunda endişeler yaratsa da, salgın sonrası hasta verileri ve genellikle beraberinde getirdiği sayısız güvenlik ve gizlilik endişeleri artık geçmişte kalacak. Bunun nedeni blockchain'in bu hassas verilerin güvenliğini sağlamada önemli bir araç olmasıdır. Blockchain’in dağınık yapısı sayesinde kayıtların şeffaf olarak herkesle paylaşılan bir kitap gibi hem gizli hem de doğrulanabilir olması mümkün hale gelmiştir. Özellikle Estonya'nın sağlık kayıtlarının güvenli bir şekilde saklanması için çalışan bir çok girişime destek vermesi, hem ülkemizdeki hem de dünyadaki blockchain tabanlı sağlık girişimlerinin önemini gözler önüne sermektedir.Tele-TıpŞirketler ve hatta okullar dahi evden çalışma çözümünü benimsemeye başladığı yeni dönemde uzaktan destek de sağlık hizmetlerinde giderek talep edilen bir seçenek haline geliyor. COVID-19 salgını, tele-tıp uygulamalarını yeni bir boyuta taşıdı. Sağlık profesyonellerinin sağlıklı ve hastalıksız kalması gerektiğinden, hasta-sağlık profesyoneli arasındaki teması azaltacak uzaktan çözümler önem kazanmaya başladı. Hem CDC hem de DSÖ gibi kurumlar hastaları izlemek ve hastanelere başvurularında virüsü yayma risklerini azaltmak için tele-tıp çalışmalarının yaygınlaşmasını destekliyorlar.Bu konuyla ilgili, Aile Hekimleri Akademisi ve Amerikan Tabipler Birliği (AMA) ilgili yönergeleri yayınladı. Bir çok hükümet ve hastane kendini tele-tıp uygulamalarına adapte etmek için çeşitli adımlar attı ve atmaya devam ediyor.Bu konu için tele-tıp üzerine çalışan Tyto Care girişiminin CEO'su ve kurucu ortağı Gilad “Tele-tıp, bireyler, doktorlar ve sağlık sistemleri arasındaki boşluğu kapatıyor, özellikle semptomatik hastaların evde kalmasını ve dijital iletişim kanalları aracılığıyla doktorlarla iletişim kurmasını sağlayarak virüsün kitle popülasyonlarına ve tıbbi personele yayılmasını azaltmaya yardımcı oluyor. ” olarak tele-tıbbın önemini özetliyor.Aynı zamanda COVID döneminde örneklerini gördüğümüz, Corona Check isimli Yesil Science olarak bizim de geliştirdiğimiz semptom sorgulayıcılar gelecek tıbbında daha çok yer edinmeye başlayacaktır.Dr. Yusuf Yeşil  

https://yapex.com/covid-19-sonrasi-dijital-saglik

Otel Odalarında Hidrojen Peroksit Dezenfeksiyonu

                                                                                                                                                                         Nebulizatör CihazıOtel odalarından misafir çıktığında, dezenfektanlı ürünler de kullanılarak detaylı temizlik yapılır. Ancak yine de, ulaşılması zor bölgelerdeki mikroorganizmaları öldürmek mümkün olmaz. Covid-19 salgını ile birlikte, otel odalarının dezenfekte edilmesi büyük önem kazanmıştır. Hidrojen Peroksit sisiyle yapılan dezenfeksiyon, COVİD-19’un bulaşma riskine karşı güvenli koruma sağlar..Misafir odadan çıktığında odaya konan nebulizasyon cihazı, Hidrojen Peroksit solüsyonunu sis haline getirerek odanın içine yayar. Oda içinde her noktaya etkili olması için dolap kapakları, çekmece kapakları ve WC kapısı açık olması gerekir. H2O2 sisinin odadan çıkmaması için kapı ve pencerenin kapalı olması, tuvalet aspiratörünün kapalı olması ve kapı altlarının bir bantla sızdırmaz hale getirilmesi gerekir. Oda hacmine göre hesaplanan miktarda H2O2 solüsyonu 1,5 saat süresince odaya sis halinde yayılır. Bu işlem sonucunda, temizlik esnasında bile ulaşılamayacak her noktadaki mikroorganizmalar ölür. Daha sonra cihaz kapatılır ve yarım saat beklenir. Bu beklemeden sonra kapı, pencere ve aspiratör açılarak 1 saat kadar mahallin havalandırılması gerekir. 1 saat sonunda, oda içinde H2O2 kalıntısını ölçmek için ölçüm aletiyle 2 dakika aralıklarla 3 kez ölçüm alınır ve H202 kalıntısının kalmadığı anlaşılınca oda kullanıma açılır.İşlem sırasında 1,5 saat çalışma süresini tamamlayan cihazın alınarak başka odaya götürülmesi gerektiğinde veya işlem sonunda  bekleme sırasında kapı ve pencereleri açmak için odaya girildiğinde gaz maskesi ve eldiven ile girilmelidir..H2O2 Dezenfeksiyon uygulaması ile ilgili, havalandırma ve klima tekniği konusunda dünyanın en eski kuruluşu olan ve standartları yazan ASHRE (American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers)’nin açıklaması aşağıdadır.Mak. Müh. Hüseyin Şahinoğlu/ Havak A.Ş.

https://yapex.com/otel-odalarinda-hidrojen-peroksit-dezenfeksiyonu

SAĞLIKLI İÇ ORTAM İÇİN VE COVID-19 ETKİSİNİN AZALTILMASINDA NEMLENDİRMENİN ETKİSİ

Sağlıklı seviyedeki nemlendirme, COVID-19 (SARS Cov-2) ve H1N1 (İnfluenza A) gibi solunum sistemimizi enfekte eden virüslerin yayılmasını azaltmaya yardımcı olabilir. Hastaneler, klinikler, bakım evleri, okullar ve ofisler başta olmak üzere, tüm binalarda optimum nem seviyelerinin uygulanması büyük fayda sağlayacaktır. Dünya Sağlık Örgütü COVID-19'un bulaşmasını azaltmak için farmasötik olmayan çözümler çağrısında bulundu; nem kontrolü çalışan personeli, hastaları, sakinleri, öğretmenleri ve öğrencileri virüsün etkisinden korumanın güvenli, verimli ve kolay bir yoludur.Bir mahal havasında bulunan çok fazla nemin de küf ve mantar oluşması gibi sorunlara neden olabileceği iyi bilinmektedir. Hassas kontrollü nemlendirmenin tüm iç mekan ortamlarına sağlayabilecek faydalarını anlamak çok önemlidir.1986'da yapılan önemli bir arşatırmaya göre, insan sağlığı risklerini en aza indirmek için en uygun koşulların normal oda sıcaklıklarında % 40-60 bağıl nem (RH) arasında meydana geldiğini göstermiştir. Bu çalışma bugün hala HVAC uzmanları tarafından referans Kabul edilmekte ve Amerikan Isıtma, Soğutma ve Klima Mühendisleri Derneği (ASHRAE) tarafından belirlenen sağlıklı binlar için standartların temelini oluşturmaktadır. Bağıl nemin % 40-60 aralığında tutulması, çevrede bulunan virüslerin, bakterilerin ve alerjenlerin etkisini azaltırken cildin kuruluğunu ve göz tahrişini de önler.Binalarda RH'nin% 40 - 60 RH aralığında kontrol edilmesi  virüslerin ve bakterilerin havadaki ve yüzeyler üzerindeki etkisini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda vücudumuzun hastalıklara karşı bariyerlerini  de korur . Doğal antiviral savunmamız olan solunum sistemimizdeki hava yollarının kendini temizleme mekanizmasına yardımcı olur ve özellikle akciğerlerimizde uygun doku onarımı sağlar.Nem seviyesinin COVID-19 gibi virüslerin yayılmasını azaltmakta nasıl bir etkisi vardır? 3 önemli faktör vardır :* Havada kalma ve dağılmaDüşük  nem seviyesi , damlacık boyutunu küçülterek virüsün havada daha uzun kalmasına ve daha kolay yayılmasına olanak sağlar. Su kaybı (kuruma) nedeniyle düşük damlacık ağırlığı, virüsün yere düşmesine engel olur ve yüzey temizleme / hijyen kontrol yöntemleri ile temizlenmesini önler. Havada asılı kalma süresi 36 ile 72 saat kadar olabilir ve bu süre virüsün daha çok yayılması için önemli süredir. Buna ilave olarak, düşük nem ve düşük damlacık ağırlığı virüslerin bir yüzeyden tekrardan havaya karışmasına neden olabilir.* BulaşmaDüşük ortam neminin neden olduğu küçük damlacık büyüklüğü, daha az etkili biyolojik tepkinin yer aldığı akciğerlere daha derin nüfuz etmesini sağlar, Cilia’nın (Üst ve alt solunum sistemini kaplayan hücrelerin üzerinde olan tüycükler) fonksiyonunun  azalması ve mukusta azalma, düşük nem koşullarında önemli boyutlarada olur. * Virüslerin AktivitesiDüşük nem seviyeleri, aerosolün tuz içeriğine etki eder, bu da uzun süreli viral aktiviteye izin verir ancak daha yüksek RH virüslerin aktivitesini azaltır. Bunlara ek olarak, daha yüksek nem seviyeleri hastanın hücresel iyileşmesini artırır. Nemin, bağışıklık sistmemizi korumada ve COVID-19 gibi hastalıklarla mücadele etme konusunda da etkili rolü vardır.İç ortamımızı daha sağlıklı hale getirmek için bu bilgileri nasıl uygulayabiliriz? Büyük binalarda  HVAC sistemine endüstriyel bir nemlendirici eklemek, bağıl nem seviyesini önerilen aralıkta kalmasını sağlamanın en iyi yoludur, bu da hastalık yayılımını ve konfor rahatsızlığını azaltacaktır. Bu yaklaşım, sağlık tesisleri, okullar, ofisler, bakım evleri ve yaşam tesisleri de dahil olmak üzere tüm binalarda uygulanabilir.Rochester, Minnesota'daki Mayo Clinic bu uygulamayı  okul öncesi sınıflarda test etti. Araştırmacılar, sınıfların bağıl nemini% 40-60'a yükseltmenin influenza'nın sınıftaki yüzeylerde veya havada aerosoller olarak hayatta kalma kapasitesini azaltıp azaltmayacağını belirlemek istedi. İki sınıfa Endüstriyel nemlendirici koyarken diğer iki sınıfa nemlendirici koymadılar ve sınıflar arası testler yaptılar. Bu çalışma sounucunda nemlendirilmiş odalarda ;İnfluenza A içeren  hava örneklerinin yüzdesinde önemli bir düşüş görüldü.İnfluenza A içeren yüzey örneklerinin yüzdesinde düşüş gözlemlendi.İnfluenza A'ya sahip numunelerde  daha az “canlı” virüs ve daha az bulaşma görüldü.Daha az sayıda grip vakası raporlandı.Viral salgınlar, sağlık ve sıhhat için tehlike oluşturmanın yanı sıra başka şekillerde de zararlıdır. Kuru kış aylarında, genellikle solunum yolu hastalıkları nedeniyle öğrenci devamsızlıkları artar. Kronik devamsızlık veya  bir yıl içinde % 10 devamsızlık, öğrenci başarısının düşmesine neden olur. Virüsler öğrenciler arasında yayıldığında, ebeveynler ve öğretmenler de hastalanabilir ve rapor alabilirler. Çok fazla nöbetçi öğretmenlerle ders işlemek ise ders planlarını olumsuz etkileyebilir ve ekstra maliyet gerektirir. Grip aynı zamanda işverenleri ve işletmeleri etkilemektedir. ABD’de yıllık olarak 16,3 milyar dolar kazanç kaybına neden olmakta ve hastane yatışları, poliklinik ziyaretleri  yaklaşık 10,4 milyar dolarlık doğrudan maliyete neden olmaktadır.Viral solunum yolu enfeksiyonlarına ek olarak, sağlıklı nem seviyesi hastane ve klinik bakım ortamlarında Hastaneden bulaşan enfeksiyonlar, Pnömoni, Zatürre, Nosocomial, MRSA veya ilaca dirençli Staphylococcus aureus mikrobu vb . üzerinde de rolü vardır. Bu HAI virüslerinin hastanede bulunması, bakım maliyeti açısından hastaneye büyük bir yük getirmektedir. Bu hastalıklar hastanın hastanede kaldığı süre içinde bulaştıysa, tedavi maliyetinden hastane direkt olarak sorumlu tutulur. Bu nedenle, nemlendirme sisteminin yatırım ve işletme maliyetlerinin yanı sıra hastaneden bulaşma ihtimali olan enfeksiyonların getireceği gereksiz maliyetleri de göz önünde bulundurmalıyız. Bu maliyetleri düşündüğümüzde, nemlendirme sisteminin kendini amorti etme süresi daha kısa olacaktır.Bağıl nemin sağlıklı bir seviyede olmasını sağlamanın ilk adımı, özellikle COVID-19 vakaları (veya asemptomatik vakaların mevcut olabileceği alanlar) bir tesisin COVID-19'a karşı  optimizasyon yapıp yapmadığını hızlı bir şekilde belirlemek higrostat ile RH ölçümü almaktır. Çoğu sağlık tesisinde nemlendirme sistemi mevcuttur, ancak nemlendirici cihazların bakımlarının yapılmaması, kapatılmış olması veya nemlendirme seviyelerinin düşürülmüş olması yüzünden çalışmayabilir.% 45 Bağıl Nem hedefi genellikle kolayca elde edililebilir ve olumlu faydalar sağladığı kabul edilir. Daha düşük RH seviyeleri görüyorsanız, cihazın çalışıp çalışmadığını görmek için ekipmanı kontrol edin, gerekirse ayar noktasını ayarlayın / yükseltin. Örneğin, mevcut nemlendirme ekipmanı ile neler yapabileceğinizi değerlendirin. Nemlendiriciler genel olarak istenen maksimum nemlendirme için tasarlanmıştır. Orijinal tasarımınızdan bir yılda ne kadar % 45 Bağıl Nem değerine ulaştığınıza bakın ve geçmiş kayıtlardan potansiyel nemlendirme seviyelerini belirlemek için geriye dönük nemlendirme taleplerini gözden geçirin. Şekil 2, farklı RH seviyelerindeki dizaynlarda % 40 bağıl nemdeki saat yüzdesini göstermektedir.Nemlendirme sistemi olmayan veya yenilenmesi gereken binalarda, örneğin okullar, yaşam tesisleri veya ofis binaları , nemlendirme sistemi duvara hızlı bir şekilde monte edilebilir ve odalara hemen nem eklemeye başlayabilir. Daha büyük nemlendirme sistemleri bir tesisin HVAC sistemine (Şekil 3), mekanik odaya (Şekil 4) veya çatıya (Şekil 5) koyulabilir ve tüm binayı nemlendirebilir. Endüstriyel  nemlendirme sistemleri, çok düşük ve çok yüksek olmayan uygun seviyeleri korumak için ihtiyacınız olan kontrolü sağlar. Bir sistemi çalıştırmak için güç kaynağı, su ve drenaj hattı yeterlidir. Mühendisler ve yükleniciler, uygulamaya bağlı olarak sistem tasarımı, uygun kapasite ve tipteki ekipmanı belirlerlerMak. Müh. Hüseyin ŞahinoğluHAVAK A.Ş.10.06.2020

https://yapex.com/saglikli-ic-ortam-icin-ve-covid-19-etkisinin-azaltilmasinda-nemlendirmenin-etkisi

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0